İdare hukuku, kamu gücü kullanan kurumların — bakanlıklar, valilikler, belediyeler, üniversiteler, düzenleyici ve denetleyici kurumlar ile diğer kamu tüzel kişilerinin — birey ve şirketler karşısındaki işlem ve eylemlerini konu alır. Bu alandaki uyuşmazlıkların ayırt edici yanı, tarafların baştan eşit konumda olmamasıdır: idare tek yanlı karar alabilir ve bu karar, muhatabının rızası aranmaksızın hüküm doğurmaya başlar.
Buna karşılık idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır (Anayasa m.125). Ancak bu denetim kendine özgü bir usule bağlıdır. Hangi mercie, hangi sıfatla ve hangi dava türüyle başvurulacağı çoğu zaman uyuşmazlığın esasından önce belirleyici hale gelir; süreler kısa ve kesindir, kaçırılması halinde işlem içeriği hukuka aykırı olsa dahi kesinleşir.
Bu sayfa, idari uyuşmazlıkların işleyişini genel hatlarıyla açıklamak ve büromuzun bu alandaki çalışma kapsamını göstermek amacıyla hazırlanmıştır.
Uyuşmazlığın konusu: idari işlem mi, idari eylem mi?
İdari yargıda atılacak ilk adım, karşı karşıya kalınan durumun hukuken ne olduğunu belirlemektir. Çünkü dava türü, görevli mahkeme ve dava öncesinde idareye başvurulmasının zorunlu olup olmadığı bu belirlemeye göre değişir.
İdari işlem, idarenin tek yanlı olarak açıkladığı, kesin ve yürütülmesi zorunlu iradesidir. Bir memurun atanması veya görevden alınması, disiplin cezası verilmesi, ruhsatın iptali, imar planı değişikliği, idari para cezası kesilmesi, ihalenin iptali ya da bir başvurunun reddi bu niteliktedir.
İdari eylem ise idarenin fiili davranışını veya hareketsiz kalmasını ifade eder. Kamu hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi ya da kötü işlemesi sonucu doğan zararlar bu başlık altında değerlendirilir.
İdari işlemler beş unsur bakımından denetlenir: yetki, şekil, sebep, konu ve maksat (2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.2). Yani işlemin yetkili makamca alınıp alınmadığı, öngörülen usule uyulup uyulmadığı, dayandırıldığı gerekçenin gerçek ve hukuken geçerli olup olmadığı, doğurduğu sonucun hukuka uygunluğu ve kamu yararı amacıyla tesis edilip edilmediği ayrı ayrı incelenir. Uygulamada iptal, çoğu kez işlemin içeriğinden değil, hazırlanış usulündeki bir eksiklikten kaynaklanır.
Dava açılmadan önce: idareye başvuru aşaması
İdari uyuşmazlıkların önemli bir bölümü, dava açılmadan önce idarenin kendisine yapılan bir başvuruyla başlar. Bu başvuru kimi hallerde tercihe bağlıdır, kimi hallerde ise dava şartıdır.
İdari eylemlerden doğan zararların tazmini talep edilecekse, kural olarak önce ilgili idareye başvurulması gerekir; bu adım atlanırsa dava usulden reddedilebilir (İYUK m.13). İdari işlemlerde ise, idari dava açma süresi içinde olmak koşuluyla, üst makamdan — üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan — işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem yapılması istenebilir; süresi içinde yapılan bu başvuru, işlemeye başlamış olan dava açma süresini durdurur (İYUK m.11). Dava açma süresi geçtikten sonra yapılan başvuru ise süreyi durdurmaz ve geçmiş süreyi geri getirmez.
Bazı alanlarda ise özel kanunlar kendi zorunlu itiraz yolunu öngörür. Kamu ihalelerinde idareye şikâyet ve ardından Kamu İhale Kurumu’na itirazen şikâyet başvurusu yapılması (4734 sayılı Kamu İhale Kanunu), memurlar bakımından disiplin cezalarına karşı öngörülen iç itiraz mekanizmaları bu türdendir. Bu yollar tüketilmeden açılan davalar esasa girilmeden sonuçlanabilir.
İdarenin başvuruya cevap vermemesi de hukuken sonuçsuz değildir; belirli bir sürenin geçmesi başvurunun reddedilmiş sayılması sonucunu doğurur ve dava yolunu açar. Ayrıca Devlet, işlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve bunların sürelerini belirtmek zorundadır (Anayasa m.40/2); tebligatın altındaki bu bilgi, izlenecek yolun tespitinde ilk bakılacak yerdir.
İptal davası ve tam yargı davası
İdari yargıda iki temel dava türü vardır ve talebin niteliği hangisinin açılacağını belirler.
İptal davası, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen idari işlemin hukuk düzeninden kaldırılması amacıyla açılır. Davacının menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterlidir. İptal kararı kural olarak işlemi tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırır; idare, kararın gereğini yerine getirmekle yükümlüdür.
Tam yargı davası, idarenin işlem veya eyleminden doğan maddi ve manevi zararın giderilmesi için açılır. Burada aranan, menfaatin değil hakkın ihlalidir. İdarenin sorumluluğu çoğunlukla hizmet kusuru esasına dayanır; kusur bulunmayan bazı hallerde ise kusursuz sorumluluk ilkeleri gündeme gelebilir. İptal ve tam yargı davaları birlikte ya da ardarda açılabilir.
İdari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar da idari yargının görev alanındadır ve sözleşmenin niteliğine göre ayrı bir değerlendirme gerektirir.
Yürütmenin durdurulması ve kanun yolları
Uygulamada en sık yanlış bilinen nokta şudur: dava açılması, dava konusu işlemin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. İşlemin uygulanmasının askıya alınması isteniyorsa ayrıca yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Bu talebin kabulü, işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması koşullarının birlikte bulunmasına bağlıdır (İYUK m.27). Bu nedenle talebin dava dilekçesinde gerekçelendirilmesi, çoğu dosyada esas hakkındaki karardan daha acil bir konudur.
İlk derece mahkemesinin kararı kesin değilse istinaf yoluyla bölge idare mahkemesinde, kanunda öngörülen hallerde ise temyiz yoluyla Danıştay’da incelenir. Bir kısım uyuşmazlıkta ilk derece kararı kesindir ve bu husus karar metninde gösterilir. Temel hak ihlali iddiası bakımından, olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu da bulunmaktadır.
Büromuzun çalışma kapsamı
- İdari işlemin hukuka uygunluk bakımından incelenmesi ve dava yoluna başvurulup başvurulmayacağının değerlendirilmesi
- İdareye başvuru, itiraz ve ihtarname dilekçelerinin hazırlanması ile zorunlu başvuru yollarının takibi
- İptal davalarının açılması ve yürütmenin durdurulması taleplerinin hazırlanması
- İdarenin işlem ve eylemlerinden doğan maddi ve manevi zararlara ilişkin tam yargı davaları
- Kamu görevlilerinin atama, nakil, disiplin cezası, özlük hakları ve göreve son verme işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar
- Kamu ihalelerinde şikâyet ve itirazen şikâyet başvuruları ile ihale işlemlerine karşı açılacak davalar
- İdari para cezaları ile ödeme emirlerinin iptaline yönelik başvuru ve davalar
- İdari sözleşmeler ile imar, ruhsat ve kamulaştırma işlemlerine ilişkin süreçlerin yürütülmesi ve istinaf–temyiz aşamalarının takibi
Sık sorulan sorular
Dava açmadan önce idareye başvurmam şart mı?
Bu, uyuşmazlığın türüne bağlıdır. İdari eylemden doğan zararların tazmininde önce idareye başvurulması kural olarak zorunludur. İdari işlemlerde ise başvuru genellikle tercihe bağlıdır; ancak ihale gibi bazı alanlarda özel kanunlar zorunlu itiraz yolu öngörür. Yanlış değerlendirme, davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir.
Dava açtım, işlem yine de uygulanacak mı?
Kural olarak evet. Dava açılması işlemin yürütmesini kendiliğinden durdurmaz. Uygulamanın askıya alınması için yürütmenin durdurulması talebinde bulunulması ve bu talebin ayrıca gerekçelendirilmesi gerekir.
İdari para cezasına nereye itiraz edilir?
Başvurulacak merci, cezanın dayandığı kanuna göre değişir. Bir kısım idari yaptırım kararına karşı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca sulh ceza hâkimliğine, bir kısmına karşı ise idare mahkemesine başvurulur. Kararın üzerinde gösterilen kanun yolu bilgisi ilk bakılacak yerdir; tereddüt halinde başvuru süresi işlemeye devam ettiğinden hızlı hareket edilmelidir.
Memura verilen disiplin cezası yargı denetimine tabi midir?
Disiplin cezaları da idari işlemdir ve yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden denetlenir. Soruşturmanın usulüne uygun yürütülmemesi, savunma hakkının usulünce tanınmaması veya cezanın fiille orantısız olması iptal sebebi oluşturabilir. Varsa iç itiraz yolunun ve dava süresinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
İlgili hizmet alanlarımız
- Vergi Hukuku — tarhiyat, ödeme emri ve vergi cezalarına ilişkin idari ve yargısal süreçler
- İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku — kamu kurumlarında çalışanların statüsü ve sosyal güvenlik kurumu işlemleri
- Ticaret ve Şirketler Hukuku — kamu ihalelerine katılan şirketler bakımından sözleşme ve sorumluluk konuları
- WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? — disiplin soruşturmalarında da gündeme gelen dijital yazışma delillerine genel bakış
Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz.
Hukuki durumunuzu kısaca aktarın; uygun bir görüşme zamanı için size dönüş yapalım.
İletişime geçin
