Bir alacağın vadesinde ödenmemesi hâlinde alacaklının kendi eliyle tahsil yoluna gitmesi mümkün değildir. Alacağın devlet gücü kullanılarak tahsili, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun çizdiği usul çerçevesinde yürür ve bu usul biçimseldir: takibin hangi yolla başlatıldığı, borçluya hangi belgenin tebliğ edildiği ve hangi aşamada hangi itirazın ileri sürüldüğü sürecin tamamının seyrini belirler.
Aynı biçimsellik borçlu bakımından da geçerlidir. Ödenmiş ya da hiç doğmamış bir borç için başlatılan takip, süresinde ve doğru usulle karşı çıkılmadığında kesinleşir ve haciz aşamasına geçebilir. Bu nedenle icra hukukunda hem alacaklı hem borçlu tarafında zamanında hareket etmek belirleyicidir.
Bu sayfa, icra ve iflas hukukunun işleyişini genel hatlarıyla açıklamak ve büromuzun bu alandaki çalışma kapsamını göstermek amacıyla hazırlanmıştır.
Takibin başlatılması: hangi yol?
İcra takibi, alacaklının icra dairesine takip talebi vermesiyle başlar. Hangi takip yolunun seçileceği alacağın dayandığı belgeye göre değişir ve bu seçim sonradan kolayca düzeltilemez.
İlamsız takip. Para ve teminat alacakları için, elinde mahkeme kararı bulunmayan alacaklının başvurabileceği yoldur. Alacağın bir belgeye dayanması şart değildir; buna karşılık borçlunun ödeme emrine itirazı takibi kendiliğinden durdurur.
İlamlı takip. Mahkeme ilamına veya kanunun ilam niteliğinde saydığı belgelere dayanır. Bu yolda borçlunun basit bir itirazı takibi durdurmaz; icra emrine karşı ancak sınırlı sebeplerle ve kural olarak icranın geri bırakılması talebiyle karşı çıkılabilir.
Kambiyo senetlerine mahsus takip. Çek, bono ve poliçeye dayanan alacaklar için öngörülmüş, kendine özgü kuralları olan bir yoldur. İtiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır ve kural olarak takibi kendiliğinden durdurmaz.
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip. Alacak ipotek veya taşınır rehniyle güvence altına alınmışsa, kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gidilmesi gerekir.
Ödeme emrine itiraz ve itirazın aşılması
İlamsız takipte borçluya ödeme emri tebliğ edilir. Borçlu; borcun tamamına veya bir kısmına, senetteki imzaya ya da icra dairesinin yetkisine itiraz edebilir. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur ve bu, alacaklı bakımından sürecin en sık tıkandığı noktadır. İtiraz süresi kesindir; kaçırılması takibin kesinleşmesi sonucunu doğurur.
Duran bir takibin yeniden işlerlik kazanması için iki ayrı yol vardır:
İtirazın kaldırılması, icra mahkemesinden istenir. İtirazın kesin olarak kaldırılması, kural olarak alacağın kanunda sayılan nitelikli belgelerle ispatlanabildiği hâllerde mümkündür. Borçlu imzaya itiraz etmişse, alacaklı adi bir senede dayanarak itirazın geçici olarak kaldırılmasını da isteyebilir. Her iki yolda da inceleme dar kapsamlıdır ve belge üzerinden yapılır.
İtirazın iptali davası, genel mahkemede açılır ve alacağın varlığı her türlü delille tartışılır. Davanın kabulü hâlinde takip kaldığı yerden devam eder; koşulları varsa icra inkâr tazminatı da gündeme gelebilir. Alacağın niteliğine göre dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının dava şartı olduğu hâller bulunur.
Borçlu tarafında ise borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası, takipten sonra ödeme yapılmışsa ödenen paranın geri alınması için istirdat davası, borcun ödendiğini veya zamanaşımına uğradığını resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle gösterebiliyorsa takibin iptali veya ertelenmesi talebi söz konusu olabilir. İcra dairesinin işlemleri usule aykırıysa icra mahkemesine şikâyet yolu ayrıca açıktır.
Haciz, satış ve paylaştırma
Takip kesinleştiğinde alacaklı haciz isteyebilir. Haciz, borçlunun mal, alacak ve haklarına el konulmasıdır; taşınmazlar, banka hesapları, araçlar, üçüncü kişilerdeki alacaklar ve maaşın kanunda öngörülen oranı bu kapsama girebilir. Kanun, borçlunun ve ailesinin geçimi bakımından zorunlu görülen bazı malları haczedilemez saymıştır.
Haciz sırasında üçüncü kişilerin mülkiyet iddiaları istihkak uyuşmazlığına yol açabilir. Haczedilen malların satışı elektronik ortamda açık artırma yoluyla yapılır; satış talebinin süresinde yapılmaması haczin düşmesine yol açar. Satışın usulüne aykırı yürütüldüğü iddiası ihalenin feshi talebiyle icra mahkemesine taşınır.
Aynı mal üzerinde birden çok alacaklının hakkı varsa satış bedeli doğrudan ilk talep edene ödenmez; paylaştırma sıra cetveli ile yapılır ve bu cetvele karşı da itiraz ve dava yolu bulunur.
İflas ve konkordato
Borçlu, tacir veya kanun gereği tacirler hakkındaki hükümlere tabi olanlardan ise, alacaklı takibi iflas yoluyla da yürütebilir. Haciz yolundan farkı yapısaldır: haciz yolunda yalnızca takip eden alacaklının alacağını karşılayacak kadar mal paraya çevrilir; iflasta ise borçlunun haczedilebilir malvarlığının tamamı bir masa oluşturur ve tüm alacaklılar arasında kanuni sıraya göre paylaştırılır. Kanunda sayılan bazı hâllerde takip yapılmaksızın doğrudan iflas istenmesi de mümkündür.
Borçlarını vadesinde ödeyemeyen ya da ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlu ise, iflastan kaçınmak ve alacaklılarıyla bir ödeme planı üzerinde anlaşmak amacıyla konkordato talep edebilir. Talep üzerine mahkemece geçici ve ardından kesin mühlet verilebilir; mühlet süresince borçluya karşı kural olarak yeni takip yapılamaz ve süreç mahkemece görevlendirilen komiser gözetiminde yürür. Alacaklı tarafında konkordato, alacağın süresinde bildirilmesini ve projeye karşı bir tutum belirlenmesini gerektirir.
Büromuzun çalışma kapsamı
- İlamlı, ilamsız, kambiyo senetlerine mahsus ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerin başlatılması ve yürütülmesi
- Ödeme emri ile icra emrine karşı itiraz ve itirazın hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi
- İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali süreçlerinin yürütülmesi
- Menfi tespit, istirdat, takibin iptali davaları ve icra mahkemesine şikâyet başvuruları
- Haciz, istihkak, satış, ihalenin feshi ve sıra cetveline ilişkin işlem ve uyuşmazlıklar
- İflas yoluyla takip, iflas davalarının yürütülmesi ve iflas masasına alacak kaydı
- Konkordato sürecinde borçlu ve alacaklı tarafında hukuki danışmanlık ve temsil
- İcra ceza mahkemesinin görev alanına giren başvuru ve şikâyetler
Sık sorulan sorular
Ödeme emri geldi, ancak böyle bir borcum yok veya borcu ödemiştim. Ne yapmalıyım?
Ödeme emrine itiraz süreye tabidir ve bu süre kaçırıldığında takip kesinleşerek haciz aşamasına geçebilir. İtirazın neye yöneltildiği (borca, imzaya, yetkiye) sonradan serbestçe genişletilemediğinden, itirazın içeriği en az süresi kadar önemlidir.
İtiraz ettim; alacaklı bundan sonra ne yapabilir?
Alacaklı, elindeki belgenin niteliğine göre icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir veya genel mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu başvuruların her ikisi de süreye tabidir ve hangisinin kullanılabileceği doğrudan belgeye bağlıdır.
Ödeme yaptığımı yazışmalarla ispatlayabilir miyim?
Menfi tespit ve itirazın iptali davalarında elektronik yazışmalar delil olarak ileri sürülebilir. Ancak ispat gücü, içeriğin gerçekliğinin ve elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğunun ortaya konulabilmesine bağlıdır. Bu konuyu ayrıntılı olarak ele aldığımız yazımız: Hukuk Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği.
Konkordato ilan eden bir şirketten alacağım var; takibim ne olur?
Mühlet kararının ardından borçluya karşı kural olarak yeni takip yapılamaz ve mevcut takipler durur; kanunda öngörülen istisnalar bulunur. Bu aşamada alacağın süresinde bildirilmesi ve konkordato projesinin alacak üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi gerekir.
İlgili hizmet alanlarımız
- Ticaret ve Şirketler Hukuku — ticari alacaklar, şirketlerin iflas ve konkordato süreçleri
- Kira ve Gayrimenkul Hukuku — kira alacaklarının ve tahliye taahhütlerinin icra yoluyla takibi
- İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku — işçilik alacaklarına ilişkin ilamların icrası
- Aile Hukuku — nafaka alacaklarının takibi
Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz.
Hukuki durumunuzu kısaca aktarın; uygun bir görüşme zamanı için size dönüş yapalım.
İletişime geçin
