Aile Hukuku

Aile hukuku, kişilerin en yakın ilişkilerini düzenleyen ve bu nedenle hukuki sonuçları en uzun süre hissedilen alanlardan biridir. Bu alandaki uyuşmazlıkların ayırt edici yanı, tek bir kararla sona ermemesidir: boşanma hükmü kesinleşmiş olsa bile velayet, kişisel ilişki, nafaka ve mal rejimi gibi başlıklar tarafları bağlamaya devam eder ve koşullar değiştikçe yeniden ele alınabilir.

Bu yapı, sürecin başında atılan adımları belirleyici hâle getirir. Dava dilekçesinde hangi sebeplere dayanıldığı, iddiaların hangi delillerle ortaya konulduğu ve imzalanan bir protokolün tek bir maddesi, yıllar sonraki nafaka veya tazminat taleplerinin akıbetini etkileyebilir.

Bu sayfa, aile hukuku uyuşmazlıklarının işleyişini genel hatlarıyla açıklamak ve büromuzun bu alandaki çalışma kapsamını göstermek amacıyla hazırlanmıştır.

Evlilik birliği kurulurken: nişanlanma ve mal rejimi

Aile hukuku yalnızca uyuşmazlık çıktığında değil, ilişkinin kurulduğu aşamada da devrededir.

Nişanlanma. Nişanlanma, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiş bir hukuki ilişkidir; ancak evlenmeye zorlama hakkı vermez. Nişanın haklı bir sebep olmaksızın bozulması hâlinde maddi ve manevi tazminat talepleri gündeme gelebilir (TMK m.120-121). Hediyelerin geri verilmesi ise kusura bağlı değildir: nişanlılık evlenme dışındaki herhangi bir sebeple sona erdiğinde, alışılmışın dışındaki hediyeler geri istenebilir (TMK m.122).

Yasal mal rejimi. Eşler aksini kararlaştırmadıkça edinilmiş mallara katılma rejimine tabidir (TMK m.202). Bu rejimde eşlerin evlilik içinde edindiği malvarlığı değerleri, rejimin sona ermesi hâlinde tasfiyeye konu olur. Miras veya karşılıksız kazandırma yoluyla edinilen mallar ile kişisel kullanıma özgülenmiş eşyalar ise kural olarak kişisel mal sayılır.

Mal rejimi sözleşmesi. Eşler, evlenmeden önce veya evlilik sırasında kanunda sayılan rejimlerden birini seçebilir (TMK m.203). Bu sözleşmenin kanunda öngörülen şekle uygun yapılması gerekir; şekil şartına uyulmaması sözleşmeyi geçersiz kılar. Sözleşmenin kapsamı ve etkileri çoğu zaman ancak yıllar sonra, tasfiye aşamasında görünür hâle gelir. Bu nedenle metnin, ileride ortaya çıkabilecek malvarlığı yapıları düşünülerek kurulması önemlidir.

Boşanmanın iki yolu: anlaşmalı ve çekişmeli

Anlaşmalı boşanma, eşlerin hem boşanma iradesinde hem de boşanmanın sonuçlarında uzlaşmasına dayanır (TMK m.166/3). Kanun bu yol için evliliğin belirli bir süre devam etmiş olmasını arar. Hâkim tarafların iradelerini bizzat dinler ve düzenlenen protokolü uygun bulmadıkça hüküm kurmaz; gerekli gördüğü değişikliklerin yapılmasını isteyebilir.

Protokolün velayet, kişisel ilişki, nafaka, tazminat ve mal rejimi başlıklarının tamamını kapsaması beklenir. Protokolde yer almayan ya da belirsiz bırakılan bir konu, boşanmadan sonra ayrı bir davanın konusu hâline gelir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma, kısa süren bir yargılama gibi görünse de metnin dikkatle kurulmasını gerektirir.

Çekişmeli boşanma, tarafların anlaşamadığı hâllerde söz konusu olur. Kanun belirli boşanma sebeplerini ayrıca düzenlemiştir: zina (TMK m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165). Bunların yanında, uygulamada en sık dayanılan sebep evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (m.166).

Çekişmeli boşanmada kusur tespiti belirleyicidir. Tarafların kusur durumu yalnızca boşanma kararını değil, maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakası taleplerini de doğrudan etkiler. Bu nedenle iddiaların hangi delillerle ortaya konulduğu — tanık beyanları, kayıtlar, elektronik yazışmalar — sürecin merkezinde yer alır.

Boşanmanın sonuçları: velayet, nafaka, tazminat ve tasfiye

Boşanma hükmü tek başına bir sonuç değildir; her biri ayrı değerlendirilen başlıklar doğurur.

Velayet ve kişisel ilişki. Hâkim, ortak çocuk bakımından velayeti düzenler ve velayet kendisine verilmeyen ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki kurar (TMK m.182). Bu düzenlemede ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Koşulların değişmesi hâlinde velayetin değiştirilmesi veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi istenebilir.

Nafaka. Aile hukukunda tek bir nafaka türü yoktur:

  • Tedbir nafakası — boşanma veya ayrılık davası süresince hâkimin aldığı geçici önlemler kapsamındadır (TMK m.169). Boşanma davasından bağımsız olarak, evlilik birliğinin korunması çerçevesinde de tedbir nafakasına hükmedilebilir (TMK m.197).
  • İştirak nafakası — çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım amacıyla hükmedilir.
  • Yoksulluk nafakası — boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş lehine, kusur durumu da gözetilerek belirlenir (TMK m.175).
  • Yardım nafakası — boşanmadan bağımsız olarak altsoy, üstsoy ve kardeşler arasında gündeme gelebilir (TMK m.364).

Nafaka miktarları kalıcı değildir; tarafların ekonomik durumundaki değişiklik nedeniyle artırım veya azaltım davası açılabilir.

Maddi ve manevi tazminat. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı zedelenen ya da mevcut veya beklenen menfaatleri zarar gören eş, kusur durumu gözetilerek tazminat isteyebilir (TMK m.174).

Mal rejiminin tasfiyesi. Tasfiye, boşanma davasından ayrı ve teknik bir yargılamayı gerektirir; kural olarak boşanma hükmü kesinleşmeden karara bağlanmaz. Bu yargılamada katılma alacağı ve değer artış payı gibi talepler, malvarlığı kalemlerinin edinilme tarihi ve nasıl finanse edildiği belgelenerek hesaplanır. Bu yönüyle tasfiye, büyük ölçüde bir belge ve hesap çalışmasıdır.

Aile içi şiddet ve koruyucu tedbirler

Şiddet veya şiddet tehlikesinin bulunduğu hâllerde, ortada açılmış bir boşanma davası olmasa dahi koruyucu ve önleyici tedbir kararı istenebilir (6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun). Bu kapsamda ortak konuttan uzaklaştırma, iletişim kurulmasının engellenmesi ve konut tahsisi gibi tedbirlere hükmedilebilir.

Başvuru hâkimliğe yapılabileceği gibi, kanunda gösterilen hâllerde mülki amire veya kolluğa da yapılabilir; gecikmesinde sakınca bulunan durumlar için ayrı bir usul öngörülmüştür. Tedbir kararları belirli bir süre için verilir; gerektiğinde uzatılması, değiştirilmesi veya kaldırılması talep edilebilir. Karara aykırı davranışın ayrıca yaptırımı bulunmaktadır.

Büromuzun çalışma kapsamı

  • Evlilik öncesinde ve evlilik sırasında mal rejimi sözleşmelerinin hazırlanması; nişanlanmanın sona ermesinden doğan taleplerin değerlendirilmesi
  • Anlaşmalı boşanma protokollerinin hazırlanması ve dava sürecinin yürütülmesi
  • Çekişmeli boşanma davalarında dava ve cevap dilekçelerinin hazırlanması, delillerin sunulması ve duruşmaların takibi
  • Velayet, kişisel ilişki kurulması ve velayetin değiştirilmesi davaları
  • Nafaka davaları ile nafaka artırım ve azaltım talepleri; nafaka alacaklarının icra yoluyla takibi
  • Boşanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talepleri
  • Mal rejiminin tasfiyesi davaları ve katılma alacağına ilişkin hesap çalışmalarının hazırlanması
  • 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir başvuruları ile yabancı mahkeme boşanma kararlarının tanınması ve tenfizi

Sık sorulan sorular

Anlaşmalı boşanma her zaman daha hızlı sonuçlanır mı?
Tarafların gerçekten uzlaşmış olması hâlinde yargılama genellikle kısa sürer. Ancak hâkim protokolü uygun bulmazsa değişiklik isteyebilir; taraflardan biri duruşmada iradesini geri alırsa dava çekişmeli hâle gelir. Ayrıca eksik düzenlenmiş bir protokol, kısa süren davanın ardından yeni davalara yol açabilir.

Mal rejiminin tasfiyesini boşanma davasıyla birlikte isteyebilir miyim?
Talep boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebilir; ancak tasfiyeye ilişkin yargılama kural olarak boşanma hükmü kesinleşmeden sonuçlandırılmaz. Uygulamada tasfiye, bilirkişi incelemesi ve kapsamlı belge toplama gerektiren ayrı bir süreç olarak yürütülür.

Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin hakları nelerdir?
Velayetin bir ebeveyne verilmiş olması, diğerinin çocukla ilişkisini sona erdirmez. Kişisel ilişki hâkim tarafından düzenlenir ve tarafları bağlar. Koşullar değişirse mevcut düzenlemenin yeniden ele alınması istenebilir; velayetin değiştirilmesi de ayrı bir davanın konusudur.

Boşanma davasında WhatsApp yazışmaları delil olarak kullanılabilir mi?
Elektronik yazışmalar hukuk yargılamasında belge niteliğinde değerlendirilebilir; ancak ispat gücü, içeriğin gerçekliğinin ortaya konulabilmesine ve kaydın elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğuna bağlıdır. Eşin cihazından izinsiz elde edilen kayıtlar, hukuka aykırı delil sorunu yanında ceza hukuku bakımından da sonuç doğurabilir. Bu konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazılarımız aşağıdadır.

İlgili yazılarımız ve hizmet alanlarımız


Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz.

Hukuki durumunuzu kısaca aktarın; uygun bir görüşme zamanı için size dönüş yapalım.
İletişime geçin