Ceza yargılaması, bir kişinin özgürlüğünü doğrudan etkileyebilen ve kendine özgü usul kurallarına tabi bir süreçtir. Süreç çoğu zaman bir şikâyet, suç duyurusu veya kolluk tarafından yapılan bir tespitle başlar ve kişinin hukuki durumu daha ilk aşamada şekillenmeye başlar. Bu nedenle sürecin hangi evrede olduğunu ve o evrede hangi hakların kullanılabileceğini bilmek belirleyicidir.
Bu sayfa, ceza yargılamasının işleyişini genel hatlarıyla açıklamak ve büromuzun bu alandaki çalışma kapsamını göstermek amacıyla hazırlanmıştır.
Soruşturma evresi
Soruşturma, Cumhuriyet savcısının suç şüphesini öğrenmesiyle başlar (5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.160). Bu evre kamuya kapalıdır ve amacı, kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphenin bulunup bulunmadığını tespit etmektir.
Bu aşamada karşılaşılan başlıca işlemler:
İfade ve sorgu. Şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcılığında ifadesi alınır. Şüphelinin müdafi yardımından yararlanma hakkı bulunur ve bu hak kendisine hatırlatılır (CMK m.147). İfade sırasında söylenenler dosyanın devamını doğrudan etkilediğinden, bu aşama sürecin en kritik anlarından biridir.
Gözaltı ve tutuklama. Yakalanan kişinin gözaltına alınması ve gerektiğinde tutuklama talebiyle sulh ceza hâkimliğine sevki söz konusu olabilir. Tutuklamanın koşulları ve alternatifi olan adli kontrol tedbirleri Kanun’da ayrıca düzenlenmiştir.
Delil toplama. Arama, el koyma, bilirkişi incelemesi ve dijital materyal incelemesi gibi işlemler bu evrede yapılır. Delilin hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş olması, sonraki aşamalarda hükme esas alınabilmesinin ön şartıdır.
Soruşturmanın sonuçlanması. Savcılık, yeterli şüphe görürse iddianame düzenler; görmezse kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verir. Bu karara karşı itiraz yolu açıktır.
Kovuşturma evresi
İddianamenin mahkemece kabul edilmesiyle kamu davası açılır ve kovuşturma evresi başlar (CMK m.175). Bu evre, soruşturmadan farklı olarak kural olarak aleni yürütülür.
Yargılama sırasında tarafların sıfatları farklıdır ve her sıfatın kendine ait hakları vardır:
- Şüpheli / sanık — hakkında soruşturma yürütülen kişi, iddianamenin kabulünden sonra sanık sıfatını alır.
- Mağdur ve suçtan zarar gören — suçtan doğrudan etkilenen kişi.
- Katılan — kovuşturma evresinde davaya katılma talebi kabul edilen mağdur veya suçtan zarar gören (CMK m.237). Katılan sıfatı, yargılamaya etkin biçimde müdahale edebilmeyi sağlar.
Duruşmalarda delillerin tartışılması, tanık dinlenmesi, bilirkişi raporlarına karşı beyanda bulunulması ve esas hakkında savunma yapılması söz konusudur.
Kanun yolları
İlk derece mahkemesinin kararı her zaman kesin değildir.
İstinaf, kararın bölge adliye mahkemesince yeniden incelenmesini sağlar. Temyiz, kararın Yargıtay tarafından hukuka uygunluk bakımından denetlenmesidir. Bu iki yol olağan kanun yolları olarak adlandırılır ve süreye tabidir; sürenin kaçırılması karar kesinleşmesine yol açar.
Karar kesinleştikten sonra ise sınırlı hâllerde olağanüstü kanun yolları gündeme gelebilir. Ayrıca temel hak ihlali iddiası bakımından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu bulunmaktadır.
Büromuzun çalışma kapsamı
Büromuz ceza hukuku alanında, sürecin tüm evrelerinde hukuki destek sunmaktadır:
- Kolluk ve Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde ifade işlemlerinde müdafi ve vekil olarak hazır bulunma
- Şikâyet ve suç duyurusu dilekçelerinin hazırlanması, soruşturma sürecinin takibi
- Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlara itiraz
- Tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz, tahliye talepleri
- Kovuşturma evresinde sanık müdafiliği ile müşteki, mağdur ve katılan vekilliği
- İstinaf ve temyiz başvurularının hazırlanması ve takibi
- Dijital delillerin toplanması ve değerlendirilmesine ilişkin hukuki değerlendirme
Sık sorulan sorular
İfadeye çağrıldım, avukat olmadan gitmem sorun olur mu?
Müdafi yardımından yararlanmak kanuni bir haktır ve bu hakkın kullanılıp kullanılmaması kişinin tercihindedir. Ancak ifade sırasında verilen beyanlar dosyanın tamamını etkilediğinden, hukuki destek almadan ifade vermenin sonuçları geri alınamayabilir.
Şikâyetimden vazgeçersem dava düşer mi?
Bu, suçun türüne bağlıdır. Yalnızca şikâyete bağlı suçlarda şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı sona erdirir. Re’sen soruşturulan suçlarda ise şikâyetten vazgeçme tek başına süreci sonlandırmaz.
WhatsApp yazışması delil olarak kullanılabilir mi?
Elektronik yazışmalar belge niteliğinde kabul edilebilmekle birlikte, ispat gücü içeriğin gerçekliğinin ve elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğunun ortaya konulabilmesine bağlıdır. Bu konuyu ayrıntılı olarak ele aldığımız yazı serimiz aşağıdadır.
Karar aleyhime çıktı, ne kadar sürem var?
Kanun yollarına başvuru süreleri kesindir ve kararın tefhim veya tebliğ tarihine göre işlemeye başlar. Sürenin kaçırılması kararın kesinleşmesi sonucunu doğurur; bu nedenle karar sonrası hızlı hareket edilmesi önemlidir.
İlgili yazılarımız
- Ceza Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği — CMK ve Anayasa m.20, m.22, m.38 kapsamında hukuka aykırı delil yasağı
- HAGB Nedir? Şartları ve Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Durum — hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun güncel durumu
- Hakaret ve Tehdit Suçlarında Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme — 7571 sayılı Kanun sonrası güncel usul
- WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? — dijital delil serisinin giriş bölümü
Bu sayfa genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata başvurunuz.
Hukuki durumunuzu kısaca aktarın; uygun bir görüşme zamanı için size dönüş yapalım.
İletişime geçin
