Boşanma davası açmak, dilekçeyi mahkemeye vermekten ibaret değildir. Önce hangi sebebe dayanılacağına karar verilir; çünkü sebep, hem ispat yükünü hem de davanın açılabileceği süreyi belirler. Bazı sebeplerde dava hakkı, öğrenmeden başlayarak altı ayın geçmesiyle düşer. Bu yazıda sebepleri, süreleri ve yargılamanın nasıl ilerlediğini mevzuat hükümleriyle ele alıyoruz.
Boşanma sebepleri ve süreleri
Türk Medeni Kanunu boşanma sebeplerini iki grupta düzenler: belirli olaylara bağlı özel sebepler (m.161–165) ve genel sebep olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması (m.166).
| Sebep | Madde | Dava süresi |
|---|---|---|
| Zina | m.161 | Öğrenmeden 6 ay, her hâlde eylemden 5 yıl |
| Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış | m.162 | Öğrenmeden 6 ay, sebebin doğumundan 5 yıl |
| Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme | m.163 | Her zaman açılabilir |
| Terk | m.164 | İhtar usulüne bağlı — aşağıda |
| Akıl hastalığı | m.165 | Süre öngörülmemiştir (resmî sağlık kurulu raporu koşuluyla) |
| Evlilik birliğinin sarsılması | m.166 | Süre öngörülmemiştir |
Zina ile hayata kast/pek kötü davranış sebeplerinde kanun ayrıca şunu söyler: “Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Affın açık ya da örtülü olması mümkündür; bu nedenle olaydan sonraki davranışlar davanın kaderini etkileyebilir. Zina iddiasının hangi delillerle ve hangi sınırlar içinde ispatlanabileceği için aldatmanın ispatı yazımıza bakabilirsiniz.
Akıl hastalığı sebebinde ise kanun iki koşulu birlikte arar: ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle gelmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi.
Terk sebebinde takvim
Terk, kendine özgü bir usule bağlıdır ve sırası karıştırıldığında dava erken açılmış olur. TMK m.164 üç aşama kurar:
- Dördüncü ayın sonu. Kanunun ifadesiyle, “boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz”.
- İhtar. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesinin sonuçlarını bildirir.
- Aynı iki ayın dolması. “İhtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.” Bu, ihtarda tanınan dönüş süresinin kendisidir; ona eklenen ayrı bir süre değildir.
Toplam tablo, maddenin ilk fıkrasındaki “ayrılık en az altı ay sürmüş” koşuluyla birebir örtüşür: dört ay + ihtar + iki ay. Ayrıca kanun, diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın konuta dönmesini engelleyen eşin de terk etmiş sayılacağını belirtir.
Anlaşmalı mı, çekişmeli mi?
Anlaşmalı boşanma ayrı bir sebep değil, m.166’nın üçüncü fıkrasına dayanan bir usuldür. Üç koşulu vardır: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da birinin diğerinin davasını kabul etmesi ve hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirip malî sonuçlar ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması.
Koşullar sağlanmıyorsa — örneğin evlilik bir yılı doldurmamışsa — dava çekişmeli olarak yürür ve sebebin ispatı gerekir. Çekişmeli davada m.166’nın ikinci fıkrası da devreye girebilir: davacının kusuru daha ağırsa davalının itiraz hakkı vardır; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.
Dava reddedilirse: bir yıl kuralı
Boşanma davasının reddi, dosyayı kalıcı olarak kapatmaz. TMK m.166’nın 14 Kasım 2024 tarihinde değiştirilen dördüncü fıkrası şu düzeni kurar: boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmiş ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmişse, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.
Buradaki iki ayrıntı önemlidir. Süre karar tarihinden değil kesinleşme tarihinden işlemeye başlar; istinaf ve temyiz süreçleri bu nedenle takvimi doğrudan etkiler. İkincisi, ortak hayatın neden kurulamadığı — kimin kusurlu olduğu — bu fıkra bakımından aranmaz.
Dava nasıl açılır?
- Yetkili mahkeme belirlenir. TMK m.168 iki seçenek sunar: eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer. Görevli mahkeme aile mahkemesidir.
- Dilekçe hazırlanır. Vakıalar sıra numarasıyla, her vakıanın hangi delille ispatlanacağı gösterilerek yazılır. Ayrıntı için boşanma dilekçesi yazımıza bakabilirsiniz.
- Belgeler eklenir. HMK m.121, elde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin eklenmesini yeterli görür — asılların dosyaya konulması zorunlu değildir. Başka yerden getirtilecek belgeler için, bunların bulunmasını sağlayacak açıklama dilekçede yer almalıdır.
- Harç ve gider avansı yatırılır. Dava açılırken mahkeme veznesine ödenir.
Yargılama nasıl ilerler?
Dava açıldıktan sonra dilekçe davalıya tebliğ edilir ve davalının iki hafta içinde cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir. Yargılama, dilekçelerin karşılıklı verilmesi, ön inceleme, tahkikat ve hüküm aşamalarıyla ilerler. Tahkikat aşamasında tanıklar dinlenir, belgeler değerlendirilir; gerektiğinde sosyal inceleme ve uzman görüşü alınır.
Boşanma yargılamasının kendine özgü ispat kuralları vardır. TMK m.184, boşanmada yargılamanın genel usule tâbi olduğunu söyledikten sonra altı noktada ayrılır:
- Hâkim, davanın dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe bunları ispatlanmış sayamaz.
- Bu olgular hakkında taraflara yemin öneremez — re’sen de, istem üzerine de.
- Tarafların ikrarları hâkimi bağlamaz. Yani “kabul ediyorum” demek tek başına sonucu belirlemez.
- Hâkim kanıtları serbestçe takdir eder.
- Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim onaylamadıkça geçerli olmaz.
- Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.
Bu kuralların pratik sonucu şudur: taraflar aralarında anlaşsa bile mahkeme, anlatılanları denetlemeden karar vermez. Anlaşmalı boşanmada hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve düzenlemeyi uygun bulması şartı da aynı mantığın uzantısıdır.
Dava açılır açılmaz devreye giren bir başka hüküm vardır: TMK m.169 uyarınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan geçici önlemleri re’sen alır — eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların bakım ve korunması. Bu önlemler için ayrı bir talep şartı aranmaz.
Kanun davacıya bir seçim de tanır: boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir (m.167). Boşanma sebebi ispatlanırsa hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir (m.170). Dava yalnız ayrılığa ilişkinse boşanmaya karar verilemez; boşanmaya ilişkinse ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı varsa ayrılığa hükmedilebilir.
Karardan sonra
Boşanma kararı kesinleşmeden hüküm ifade etmez; kesinleşen karar nüfus kayıtlarına işlenir. Soyadı bakımından TMK m.173, kadının evlenme ile kazandığı kişisel durumunu koruyacağını ancak evlenmeden önceki soyadını yeniden alacağını söyler. Bu kuralın işleyişi, kadının evlenirken kocasının soyadını almış olmasına bağlıdır; bunu zorunlu kılan TMK m.187 Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir (E.2022/155, K.2023/38). Dolayısıyla kendi soyadını kullanmayı sürdüren kadın bakımından boşanmanın soyadı üzerinde bir etkisi olmaz. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim kocasının soyadını taşımasına izin verir — madde hâkime takdir bırakmaz. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.
Sık sorulan sorular
Boşanma davası ne kadar sürer?
Kanunda belirlenmiş bir yargılama süresi yoktur. Süre; sebebin türüne, delillerin niteliğine, tanık sayısına, nafaka ve velayet gibi fer’î taleplerin varlığına ve mahkemenin iş yüküne göre değişir. Koşulları sağlayan anlaşmalı boşanmalar, hâkimin tarafları bizzat dinlemesiyle tek celsede sonuçlanabilir.
Zina öğrenildikten çok sonra dava açılabilir mi?
Zina sebebine dayalı dava hakkı, öğrenmeden başlayarak altı ay ve her hâlde eylemden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler geçmişse aynı olaylar, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine (m.166) dayanak yapılabilir; bu sebep için kanun süre öngörmemiştir.
Eşim davaya karşı çıkarsa boşanma olmaz mı?
İtiraz tek başına sonucu belirlemez. m.166/2 uyarınca davalının itiraz hakkı, davacının kusurunun daha ağır olduğu hâlle sınırlıdır; bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğindeyse ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkeme boşanmaya karar verebilir.
Nafaka ve velayet ayrı dava mı gerektirir?
Hayır, ayrı dava gerekmez; aynı davada karara bağlanırlar. Ancak hepsi aynı rejime tâbi değildir. Yoksulluk nafakası (m.175) ile maddî ve manevî tazminat (m.174) talebe bağlıdır — kanun “isteyebilir” der — ve bu nedenle talep sonucu bölümünde açıkça gösterilmelidir. Yoksulluk nafakasının şartlarını ve miktarının nasıl belirlendiğini yoksulluk nafakası rehberimizde ele aldık. Buna karşılık velayet, çocukla kişisel ilişki ve çocuğun giderlerine katılma talebe bağlı değildir: TMK m.182 uyarınca mahkeme boşanmaya karar verirken bunları kendiliğinden düzenler ve velayet kendisine verilmeyen eşin “çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda” olduğunu hükme bağlar. Ayrıca dava süresince geçici önlemler m.169 uyarınca hâkim tarafından re’sen alınır. Anayasa Mahkemesinin yoksulluk nafakasının süresine ilişkin kararını ve mevcut nafakaların durumunu süresiz nafaka kalktı mı yazımızda ele aldık.
Velayet, nafaka, tazminat ve mal rejimi gibi boşanmanın fer’î sonuçları için aile hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.
Bu yazıdaki mevzuat bilgileri 16 Eylül 2026 tarihi itibarıyla günceldir ve genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş değildir. Dosyanızın koşulları farklı sonuçlar doğurabilir. Değerlendirme için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
