İşçilik Alacakları Nelerdir? İşçinin Hakları ve Dava Süreci

Kurucu Ortak Avukat··13 dk okuma

Kıdem, ihbar, işe iade ve diğer alacaklar — güncel mevzuatla, Ağustos 2026 itibarıyla

İşçilik alacakları, iş sözleşmesinin devamı sırasında veya sona ermesiyle işçinin talep edebileceği ücret ve tazminat kalemlerinin tamamını ifade eder. Bu alacaklar 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili mevzuatta düzenlenmiştir.

Uygulamada işçilerin en sık yaşadığı kayıp, hakkın var olmamasından değil sürelerin kaçırılmasından kaynaklanır. Özellikle işe iade davasında iki aşamalı bir süre yapısı vardır ve bu yapı çoğu kaynakta eksik anlatılmaktadır.

Bu yazıda işçilik alacaklarının tamamını, kıdem ve ihbar tazminatının şartlarını, işe iade sürecini, zamanaşımı sürelerini ve zorunlu arabuluculuk aşamasını ele alıyoruz.

Kısa cevap: İşçilik alacakları; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ve ödenmeyen ücret alacaklarından oluşur. Bu alacaklar için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

İşçilik Alacakları Nelerdir?

İşçilik alacakları iki ana gruba ayrılır. Birincisi ücret niteliğindeki alacaklar: ödenmeyen ücret, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücreti, hafta tatili ücreti ve yıllık izin ücreti. İkincisi tazminat niteliğindeki alacaklar: kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırılık tazminatı.

Bu ayrım yalnızca teorik değildir; zamanaşımı süresinin hangi hükme dayanacağını da belirler.

Kıdem Tazminatı

Kıdem tazminatının hukuki dayanağı bakımından sık yapılan bir hata vardır: bu tazminat 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlenmemiştir. Kıdem tazminatı, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde yer alır ve bu madde 4857 sayılı Kanunun 120. maddesiyle yürürlükte bırakılmıştır.

1475 sayılı Kanunun 14. maddesindeki eski madde atıfları ise 4857 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi uyarınca yeni Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılır. Bu teknik köprü, kıdem tazminatı uyuşmazlıklarında hangi fesih hâllerinin esas alınacağını belirler.

Kıdem Tazminatının Şartları

Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için iki şart birlikte aranır:

  • İşçinin aynı işverene bağlı olarak en az bir yıl çalışmış olması,
  • İş sözleşmesinin kanunda sayılan sona erme hâllerinden biriyle son bulması.

Kanunda sayılan hâller arasında işverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık dışındaki nedenlerle feshi, işçinin haklı nedenle derhal feshi, askerlik görevi, emeklilik şartlarının doldurulması ve kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde feshi bulunur. İşçinin kendi isteğiyle istifa etmesi hâlinde kural olarak kıdem tazminatı doğmaz.

Kıdem Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Kıdem tazminatı, işçinin işe başladığı tarihten itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.

Hesaplamada dikkate alınan ücret giydirilmiş brüt ücrettir. Bu ücrete; yol yardımı, yemek yardımı, ikramiye ve düzenli olarak yapılan diğer ödemeler dâhil edilir. Sadece çıplak brüt ücret üzerinden yapılan hesaplama eksik sonuç verir.

30 günlük süre, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle işçi lehine değiştirilebilir. Ancak burada bir üst sınır bulunur.

Kıdem Tazminatı Tavanı (2026)

Kıdem tazminatının yıllık tutarı, en yüksek Devlet memuruna bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. Uygulamada bu sınır kıdem tazminatı tavanı olarak anılır ve her yıl Ocak ile Temmuz aylarında güncellenir.

DönemKıdem tazminatı tavanı (yıllık)
01.01.2026 – 30.06.202664.948,77 TL
01.07.2026 – 31.12.202673.729,87 TL

Kaynak: T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı — kıdem tazminatı tavan tutarları

Hangi tavanın uygulanacağını belirleyen ölçüt fesih tarihidir. Tavan tutarları yılda iki kez güncellendiğinden, hesaplama yapmadan önce fesih tarihinizdeki güncel tutarı teyit etmeniz gerekir.

Kıdem Tazminatı Fonu

Kıdem tazminatının bir fona devredilmesi kamuoyunda uzun süredir tartışılmaktadır. Bu yazının hazırlandığı tarih itibarıyla konuya ilişkin yasalaşmış bir düzenleme bulunmamaktadır. Mevcut sistem yürürlüktedir; tartışma aşamasındaki taslaklara dayanılarak hesap yapılması doğru olmaz.

İlgili mevzuat: 4857 sayılı İş Kanunu — Resmî metin (mevzuat.gov.tr)

İhbar Tazminatı ve Bildirim Süreleri

Belirsiz süreli iş sözleşmesini feshetmek isteyen taraf, durumu diğer tarafa önceden bildirmek zorundadır. Bildirim süresine uymayan taraf, bu sürenin ücreti tutarında ihbar tazminatı öder.

İhbar Süreleri

4857 sayılı Kanunun 17. maddesine göre bildirim süreleri işçinin kıdemine göre belirlenir:

KıdemBildirim süresi
6 aydan az2 hafta
6 ay – 1,5 yıl4 hafta
1,5 yıl – 3 yıl6 hafta
3 yıldan fazla8 hafta

Kanun bu süreleri asgari olarak belirlemiştir; sözleşmelerle artırılabilir. Sürelerin sözleşmeyle azaltılamayacağı, maddedeki “asgari” niteliğinden çıkan yerleşik bir yorumdur.

Kötüniyet Tazminatı

İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin fesih hakkı kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda, işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında kötüniyet tazminatı ödenir. Fesihte bildirim şartına da uyulmamışsa ihbar tazminatı ayrıca ödenir.

Haklı Nedenle Derhal Fesih

Bazı hâllerde taraflar bildirim süresi beklemeksizin sözleşmeyi derhal feshedebilir.

İşçinin Haklı Nedenle Feshi

4857 sayılı Kanunun 24. maddesi işçiye derhal fesih hakkı veren hâlleri üç grupta düzenler: sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller ve zorlayıcı sebepler. Ücretin ödenmemesi, sigorta priminin eksik yatırılması ve işyerinde tacize uğrama uygulamada en sık dayanılan sebeplerdendir.

İşçi haklı nedenle feshettiğinde kıdem tazminatına hak kazanır, ancak ihbar tazminatı talep edemez.

İşverenin Haklı Nedenle Feshi

Kanunun 25. maddesi işverene dört grupta derhal fesih hakkı tanır: sağlık sebepleri, ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâller, zorlayıcı sebepler ve işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hâlinde devamsızlığın bildirim süresini aşması. İşverenin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle (II numaralı bent) yaptığı fesihte işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.

Altı İş Günü Kuralı

Burada çoğu kaynağın atladığı bir sınır vardır. Kanunun 26. maddesindeki altı iş günü ve fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre, yalnızca ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık hâlleri için geçerlidir.

Sağlık sebepleri ve zorlayıcı sebepler bakımından bu süre uygulanmaz. Sürelerin başlangıcı da ayrıca önem taşır: altı iş günlük süre, karşı tarafın bu davranışta bulunduğunu öğrenen tarafın öğrenme gününden itibaren işler; bir yıllık süre ise fiilin gerçekleşmesinden itibaren hesaplanır. İşçinin olayda maddi çıkar sağladığı hâllerde bir yıllık süre uygulanmaz.

İşe İade Davası

İşe iade davası, iş güvencesi kapsamındaki işçinin geçerli bir sebep gösterilmeden yapılan feshin geçersizliğinin tespitini istediği davadır. Amaç öncelikle tazminat değil, iş ilişkisinin devamıdır.

İşe İade Şartları

4857 sayılı Kanun m.18 uyarınca iş güvencesinden yararlanabilmek için üç şart birlikte aranır:

  • İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılması,
  • İşçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması,
  • İş sözleşmesinin belirsiz süreli olması.

İşe İadede Süreler: İki Aşamalı Yapı

Bu bölüm, yazının en kritik kısmıdır. Uygulamada “işe iade davası bir ay içinde açılır” şeklinde yaygın ama eksik bir bilgi dolaşmaktadır. Doğru yapı iki aşamalıdır:

  1. İş sözleşmesi feshedilen işçi, Kanunun 20. maddesi uyarınca fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır.
  2. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılır.

Bu iki süreden herhangi birinin kaçırılması hak kaybına yol açar. “Bir ay içinde dava açarım” anlayışı, arabuluculuk aşamasını atladığı için hatalıdır.

İşe İade Davasının Sonuçları

Feshin geçersizliğine karar verilmesi hâlinde araya üçüncü bir süre girer ve bu aşama uygulamada en sık kaçırılan noktadır: işçi, kesinleşen kararın kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorundadır. Bu süre içinde başvurulmazsa işverence yapılan fesih geçerli bir fesih sayılır.

İşçi süresinde başvurduğu hâlde işveren bir ay içinde işe başlatmazsa, işçiye en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında iş güvencesi tazminatı ödenir.

Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

Diğer İşçilik Alacakları

Kıdem ve ihbar tazminatı dışında kalan alacaklar, çoğunlukla çalışma süresince doğmuş ancak ödenmemiş ücret kalemlerinden oluşur. Bu kalemler fesih sebebinden bağımsız olarak talep edilebilir.

Yıllık İzin Ücreti

Yıllık ücretli izin, çalışılmış gibi sayılan hâller de dâhil olmak üzere belirli bir kıdemi dolduran işçinin hakkıdır. İzin süresi işçinin kıdemine göre artar ve iş sözleşmesi devam ederken bu hakkın ücrete çevrilmesi mümkün değildir.

Buna karşılık iş sözleşmesi sona erdiğinde kullanılmayan izin süreleri ücrete dönüşür. Bu ücret, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden hesaplanır. Uygulamada işveren kayıtlarında izin defteri veya imzalı izin formu bulunmaması hâlinde, iznin kullandırıldığının ispatı işverene düşer.

Ulusal Bayram, Genel Tatil ve Hafta Tatili Ücreti

Ulusal bayram ve genel tatil ücretinin dayanağı Kanunun 47. maddesidir; hangi günlerin bu kapsamda olduğu ise ayrı bir kanunla belirlenir. Bu günlerde çalışılmaması hâlinde işçiye o günün ücreti tam olarak ödenir; çalışılması hâlinde ise çalışılan her gün için bir günlük ücret ayrıca ödenir.

Hafta tatili bakımından da benzer bir yapı geçerlidir: işçiye yedi günlük zaman dilimi içinde kesintisiz dinlenme süresi verilir ve bu sürede çalıştırılması hâlinde ayrıca ücret doğar. Bu iki alacak kalemi, uygulamada fazla çalışma ile birlikte talep edilmekte ve aynı delil sorunlarını paylaşmaktadır.

Fazla Çalışma Ücreti

Fazla çalışma ücreti bakımından asıl tartışma hesaplama değil ispattır. Hangi delillerin kabul edildiğini, imzalı bordronun ve ihtirazi kaydın etkisini ele aldığımız yazımız: Fazla Mesai Ücreti Nasıl İspatlanır?

Hesaplamada Esas Alınan Ücret

İşçilik alacaklarının hesabında hangi ücretin esas alınacağı, sonucu doğrudan değiştiren bir konudur. Burada iki kavram ayrılır:

  • Çıplak ücret: işçiye emeğinin karşılığı olarak ödenen temel ücrettir. Fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin hesabında bu ücret esas alınır.
  • Giydirilmiş ücret: çıplak ücrete, süreklilik gösteren ve para ile ölçülebilen menfaatlerin (yol, yemek, ikramiye gibi) eklenmesiyle bulunur. Kıdem ve ihbar tazminatının hesabında bu ücret kullanılır.

Uygulamada sık karşılaşılan bir sorun, sigorta kayıtlarında ücretin gerçek tutardan düşük gösterilmesidir. Bu durumda gerçek ücretin ispatı gündeme gelir ve banka kayıtları, emsal ücret araştırması ile tanık beyanları birlikte değerlendirilir.

Dava Öncesi Hazırlık: Hangi Belgeler Toplanmalı?

Arabuluculuk ve dava aşamasına girmeden önce elde bulundurulması yararlı olan belgeler şunlardır:

  • İş sözleşmesi ve varsa ek protokoller,
  • Ücret bordroları ve banka hesap dökümleri,
  • Fesih bildirimi veya istifa dilekçesi örneği,
  • SGK hizmet dökümü ve işten ayrılış bildirgesi,
  • İşyerine giriş çıkışı gösteren kayıtlar ve varsa yazışmalar,
  • Yıllık izin formları ve puantaj kayıtları.

Bu belgelerin bir kısmı yalnızca işverende bulunur. Bu durumda mahkemeden veya arabuluculuk aşamasında karşı taraftan ibraz talep edilmesi mümkündür. İşyeri kayıtlarını tutma yükümlülüğü işverende olduğundan, kayıtların sunulmaması ispat değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Yazışma ve elektronik kayıtların delil değeri bakımından ölçütleri ele aldığımız yazımız: Uygulamada WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği: Sık Sorunlar ve Öneriler.

Geçerli Sebep ile Haklı Sebep Arasındaki Fark

İş hukukunda sık karıştırılan iki kavram vardır ve bu ayrım hem tazminat hem de işe iade sonuçlarını değiştirir.

Haklı sebep, tarafa bildirim süresi beklemeksizin sözleşmeyi derhal feshetme imkânı verir. İşveren ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle haklı fesih yaparsa işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.

Geçerli sebep ise iş güvencesi kapsamındaki işçiler bakımından gündeme gelir ve feshin geçerliliğini sağlar; ancak derhal fesih hakkı vermez. Geçerli sebeple yapılan fesihte bildirim sürelerine uyulur ve işçi kıdem tazminatına hak kazanır.

Uygulamada işveren, haklı sebep iddiasını ispat edemediğinde fesih geçerli sebebe dayalı sayılabilmekte; bu durumda işe iade talebi reddedilse dahi kıdem ve ihbar tazminatı doğabilmektedir.

İş Güvencesi Kapsamı Dışındaki İşçiler

İş güvencesi hükümlerinden yararlanamayan işçiler bakımından farklı bir koruma mekanizması işler. Bu işçiler işe iade davası açamaz; ancak fesih hakkının kötüye kullanıldığı hâllerde kötüniyet tazminatı talep edebilirler.

Kötüniyet tazminatı, bildirim süresine ait ücretin üç katı tutarındadır. Fesihte bildirim şartına da uyulmamışsa ihbar tazminatı ayrıca ödenir. Uygulamada işçinin şikâyette bulunması veya hakkını talep etmesi üzerine yapılan fesihler bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.

Eşit Davranma İlkesi

4857 sayılı İş Kanunu m.5 uyarınca işveren, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep gibi sebeplere dayalı ayrım yapamaz. Bu ilkeye aykırılık hâlinde işçi, dört aya kadar ücreti tutarında ayrımcılık tazminatı talep edebilir.

Bu tazminat diğer işçilik alacaklarından bağımsızdır ve onlarla birlikte talep edilebilir. İspat bakımından işçinin ayrımcılığı güçlü biçimde gösteren olguları ortaya koyması, ardından aksinin ispatının işverene geçmesi söz konusudur.

Sigorta Bildirimi ve Eksik Prim

İşçilik alacakları uyuşmazlıklarında sıkça karşılaşılan bir durum, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden değil asgari ücret üzerinden bildirilmiş olmasıdır. Bu durum yalnızca emeklilik haklarını değil, alacakların hesabını da etkiler.

İşe giriş bildirgesinin hiç verilmemiş olması veya çalışma süresinin eksik bildirilmesi hâlinde, çalışmanın varlığının ve süresinin tespiti için ayrıca hizmet tespiti davası açılması gündeme gelebilir. Bu dava, işçilik alacağı davasından ayrı bir dava türüdür ve kendi usul kurallarına tabidir.

Alacak hesabında gerçek ücretin esas alınabilmesi için ücretin ispatı gerekir. Banka hesap hareketleri, imzasız bordrolar, tanık beyanları ve ilgili meslek kuruluşlarından alınacak emsal ücret bilgisi bu noktada birlikte değerlendirilir.

Zamanaşımı Süreleri

İşçilik alacaklarında zamanaşımı süresi kural olarak beş yıldır; ancak dayanak hüküm alacağın türüne göre değişir. Bu ayrım teknik görünse de dilekçede doğru maddeye dayanmak bakımından önem taşır.

AlacakSüreDayanak
Kıdem, ihbar, kötüniyet, eşit davranma tazminatı ve yıllık izin ücreti5 yılİş K. Ek Madde 3
Fazla çalışma, UBGT, hafta tatili ve ücret alacakları5 yılİş K. m.32/son

Ek Madde 3 yalnızca yukarıdaki beş kalemi sayar; fazla çalışma ücreti bu madde kapsamında değildir. Süre yine beş yıl olmakla birlikte dayanak farklıdır.

Arabuluculuk ve Dava Süreci

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacağı ile tazminatı ve işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

Anlaşmama hâlinde son tutanağın aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği dava dilekçesine eklenmelidir. Eklenmemesi hâlinde mahkeme bir haftalık kesin süre verir; bu süre içinde de eklenmezse dava usulden reddedilir.

Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı arabuluculuk kapsamı dışındadır.

Dava şartı arabuluculuk yalnızca iş uyuşmazlıklarına özgü değildir; taşınmazların paylaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda da aynı usul geçerlidir. Bu konuyu ele aldığımız yazımız: Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şuyu) Davası.

Yargılamada işçi alacaklarının ispatı bakımından yazışmalar ve elektronik kayıtlar da gündeme gelebilir. Dijital delillerin ispat değerini ele aldığımız yazılarımız: WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu? ve Hukuk Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği.

Arabuluculuk Görüşmesine Hazırlık

Arabuluculuk, tarafların bir araya gelip uyuşmazlığı kendi iradeleriyle çözmeye çalıştığı aşamadır. Görüşmede varılan anlaşma ilam niteliğinde belge sayılabildiğinden, bu aşama dava kadar ciddiye alınmalıdır.

Hazırlık bakımından üç nokta önem taşır. Birincisi, talep edilen alacak kalemlerinin ve yaklaşık tutarlarının önceden hesaplanmış olmasıdır; rakamsız bir görüşme çoğu zaman sonuçsuz kalır. İkincisi, elde bulunan belgelerin görüşmeye getirilmesidir. Üçüncüsü, anlaşma metninde hangi alacakların kapsandığının açıkça yazılmasıdır.

Bu son nokta özellikle önemlidir: anlaşma metninde “tüm işçilik alacakları” gibi genel bir ibare kullanılması, sonradan talep edilebilecek kalemleri de kapsayabilir. Hangi alacakların anlaşma dışında bırakıldığı metinde açıkça belirtilmelidir.

Anlaşma Sağlanamazsa Ne Olur?

Anlaşmama hâlinde arabulucu son tutanağı düzenler. Bu tutanak dava dilekçesine eklenerek iş mahkemesinde dava açılır. Dava aşamasında bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tanık dinlenmesi olağandır.

Arabuluculuk aşamasında yapılan görüşmelerin gizliliği esastır; taraflar bu görüşmelerdeki beyanları daha sonra dava dosyasında delil olarak kullanamaz. Bu kural, tarafların görüşmede rahat hareket edebilmesini sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

İşçilik alacakları nelerdir?

İşçilik alacakları; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, hafta tatili ücreti ile ödenmeyen ücret alacaklarından oluşur. Duruma göre kötüniyet tazminatı ve eşit davranma tazminatı da gündeme gelebilir.

İstifa eden işçi kıdem tazminatı alabilir mi?

Kural olarak hayır. Ancak işçi haklı nedenle derhal fesih hakkını kullanmışsa kıdem tazminatına hak kazanır. Ayrıca askerlik, emeklilik şartlarının doldurulması ve kadın işçinin evlilik nedeniyle bir yıl içinde feshi gibi hâllerde de kıdem tazminatı doğar.

2026 yılında kıdem tazminatı tavanı ne kadar?

Tavan dönemsel olarak belirlenmiştir: 1 Ocak – 30 Haziran 2026 dönemi için 64.948,77 TL, 1 Temmuz – 31 Aralık 2026 dönemi için 73.729,87 TL. Hangi tavanın uygulanacağını fesih tarihi belirler ve tutarlar yılda iki kez güncellenir.

İşe iade davası ne kadar sürede açılır?

İki aşamalı bir süre vardır: fesih bildiriminin tebliğinden itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurulmalı, anlaşma sağlanamazsa son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde dava açılmalıdır.

İşçilik alacaklarında zamanaşımı kaç yıldır?

Beş yıldır. Kıdem, ihbar, kötüniyet ve eşit davranma tazminatları ile yıllık izin ücreti Ek Madde 3’e; fazla çalışma, UBGT, hafta tatili ve ücret alacakları ise Kanunun 32. maddesinin son fıkrasına dayanır.

Dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunlu mu?

Evet. İşçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir.

Sigortam eksik yatırılmışsa ne yapabilirim?

Sigorta priminin gerçek ücret üzerinden bildirilmemesi hâlinde, çalışmanın ve ücretin tespiti için hizmet tespiti davası gündeme gelebilir. Bu dava işçilik alacağı davasından ayrıdır ve kendi usul kurallarına tabidir.

Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Güncel ve size özel hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.