Hakaret Suçu ve Cezası (TCK m.125): Unsurlar, Nitelikli Hâller ve İspat

Kurucu Ortak Avukat··14 dk okuma

Hakaret suçu iki ayrı hareketle işlenebilir ve bu ayrım dosyanın tamamını belirler: kişiye somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek. Fark yalnızca kelime seçimi değildir — isnat hâlinde “söylediğim doğruydu” savunması (isnadın ispatı) gündeme gelebilirken, sövmede böyle bir yol yoktur. Aşağıda suçun unsurlarını, hangi sözün hakaret sayılacağını belirleyen ölçütü, nitelikli hâlleri, cezanın kanundan nasıl hesaplandığını ve şikâyet hakkının kime ait olduğunu madde metinleriyle ele alıyoruz.

Ceza tablosu

HükümHâlSonuç
TCK m.125/1Temel hâl (isnat veya sövme)3 ay – 2 yıl hapis veya adlî para cezası
TCK m.125/1 son cümleGıyapta hakaretCezalandırılabilmesi için en az üç kişiyle ihtilat şartı
TCK m.125/2Mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü iletiBirinci fıkradaki ceza
TCK m.125/3Kamu görevlisine görevinden dolayı; inanç/düşünce açıklamasından dolayı; kutsal değerlerden bahisleCezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz
TCK m.125/4Alenen işlenmesiCeza altıda biri oranında artırılır
TCK m.125/5Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayıSuç üyelere karşı işlenmiş sayılır; zincirleme suç hükümleri uygulanır
TCK m.127/1İsnat edilen ve suç oluşturan fiilin ispat edilmesiCeza verilmez
TCK m.128İddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamındaki ifadeCeza verilmez
TCK m.129/1 ve /3Haksız fiile tepki veya karşılıklı hakaretCeza üçte birine kadar indirilebilir veya ceza vermekten vazgeçilebilir
TCK m.129/2Kasten yaralama suçuna tepki olarakCeza verilmez
TCK m.130/1Ölünün hatırasına hakaret (üç kişiyle ihtilat ederek)3 ay – 2 yıl hapis veya adlî para cezası; alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır

Suçun iki işleniş biçimi

“Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” (TCK m.125/1)

  • Somut fiil veya olgu isnadı. Kişiye belirli ve doğrulanabilir bir davranış yüklenir. Doğruluğu araştırılabilir bir iddia bulunduğu için isnadın ispatı (m.127) yalnızca burada gündeme gelir.
  • Sövme. Doğrulanabilir bir olgu yoktur; doğrudan onur, şeref ve saygınlığa saldırı vardır. İspat savunması burada işlemez.

Maddeyi eski kaynaklardan aktarırken sık yapılan bir hata vardır: fıkrada bir zamanlar yer alan “ya da yakıştırmalarda bulunmak” ibaresi 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunla metinden çıkarılmıştır. Bugün yürürlükteki metin yalnızca isnat ve sövme hareketlerini içerir.

Hangi sözler hakaret sayılır?

Kanun bir kelime listesi vermez; bir ölçüt verir. m.125/1’e göre söz veya davranışın kişinin onur, şeref ve saygınlığını “rencide edebilecek nitelikte” olması gerekir. Değerlendirme tek bir kelimeye değil, o kelimenin somut olaydaki ağırlığına bakılarak yapılır.

Maddenin kendi kavramları üç eleme sunar:

  • İsnat kolunda sözün somut bir fiil veya olgu içermesi aranır. Belirsiz, genel bir olumsuzlama somut isnat değildir; o takdirde ancak sövme kolu tartışılabilir.
  • Sövme kolunda aranan, onur, şeref ve saygınlığa saldırı niteliğidir. Kaba veya nezaketsiz olmakla saldırı niteliği taşımak aynı şey değildir; kanunun aradığı eşik ikincisidir.
  • Her iki kolda da sözün belirli bir kişiye yönelmesi gerekir. Muhatabın kim olduğu anlaşılmıyorsa m.126’daki “duraksanmayacak durum” ölçütü devreye girer (aşağıda).

Bu nedenle “şu kelime hakarettir, bu değildir” biçiminde kesin bir liste vermek kanunun kurgusuna aykırıdır: aynı söz, söylendiği bağlama göre farklı sonuç doğurabilir.

Yüze karşı, gıyapta ve iletiyle hakaret

Bu üç durum aynı cezayı gerektirir; ayrıştıkları nokta aranan şartlardır.

  • Yüze karşı hakaret. Mağdurun huzurunda işlenir; ek bir şart aranmaz.
  • Gıyapta hakaret. Kanun burada sayısal bir eşik koyar: “Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.” Bu eşik sağlanmazsa fiil gıyapta hakaret olarak cezalandırılamaz. Şartın yalnızca gıyapta işlenen hakarete özgü olduğuna dikkat edilmelidir.
  • İletiyle hakaret. m.125/2, fiilin “mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle” işlenmesi hâlinde birinci fıkradaki cezaya hükmolunacağını söyler. Belirleyici ölçüt iletinin mağduru muhatap almasıdır. Bu fıkra bir ceza artırımı getirmez; işlevi, doğrudan mağdura yöneltilen iletiyi gıyapta hakaret sayılmaktan çıkarmak ve ihtilat şartını devre dışı bırakmaktır.

Ayrım sosyal medyada somutlaşır: paylaşım doğrudan mağdura yöneltilmişse m.125/2 ekseninde değerlendirilir; mağdura gönderilmeyip üçüncü kişilere yayılmışsa gıyapta hakarete ilişkin ihtilat şartı tartışılır. Alenilik artırımı (m.125/4) bu ayrımdan bağımsızdır; madde artırımı hakaretin gıyapta işlenmiş olması şartına bağlamaz, aleniyet hangi kolda gerçekleşirse orada uygulanır.

Nitelikli hâller: alt sınır bir yıla çıkar

m.125/3 üç hâl sayar ve bunlarda cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz:

  1. Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesi. İki şart birliktedir: mağdurun kamu görevlisi olması ve hakaretin görevinden kaynaklanması.
  2. Kişinin dinî, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından ya da mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı işlenmesi.
  3. Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle işlenmesi.

Bu düzenleme bir oran artırımı değil, alt sınır yükseltmesidir. Madde, seçimlik adlî para cezası imkânını açıkça kaldırmaz; kanunun söylediği yalnızca cezanın alt sınırının bir yılın altına inemeyeceğidir.

Birinci bendin ayrı bir sonucu daha vardır: bu hâl, hakaretin şikâyete bağlı olmaktan çıktığı tek durumdur (m.131/1).

Alenilik ve kurul hâlinde çalışan kamu görevlileri

Hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır (m.125/4, Değişik: 29/6/2005-5377/15 md.). Oran altıda birdir; üçte bir veya yarım değildir. Alenilik bağımsız bir suç tipi değil, cezaya eklenen bir artırım sebebidir ve nitelikli hâllerle birlikte de uygulanabilir.

m.125/5 özel bir kural getirir: “Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır.” Yani bir kurula yöneltilen hakaret her üye bakımından ayrı ayrı cezalandırmaya değil, zincirleme suç hükümlerine göre belirlenecek tek bir cezaya götürür.

İsim verilmemişse ne olur?

İsim vermemek çoğu zaman sanıldığı gibi bir kalkan değildir. m.126 bunu doğrudan düzenler: mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, “eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.”

Bu madde bir suç tipi ya da nitelikli hâl değil, bir yorum kuralıdır; kendisi ceza öngörmez. Ölçüt “duraksanmayacak” olmasıdır: sözün kime yöneldiği makul bir tereddüde yer bırakmıyorsa, isim verilmemiş olması sonucu değiştirmez.

İsnadın ispatı: dar bir kapı

m.127 bu savunmayı sıkı şartlara bağlar. İlk sınır konusundadır: ispat kurumu yalnızca isnat edilen fiilin suç oluşturması hâlinde işler. Ahlaki nitelikteki her iddia için ispat istenemez.

  • İsnat edilen suçtan dolayı hakaret edilen hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı varsa isnat ispatlanmış sayılır ve kişiye ceza verilmez.
  • Bunun dışındaki hâllerde ispat isteminin kabulü iki şarttan birine bağlıdır: fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararı bulunması ya da şikâyetçinin ispata razı olması.

İkinci fıkra sık gözden kaçar ve savunmanın sınırını çizer: “İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde, cezaya hükmedilir.” Doğru bir olguyu dile getirmek serbesttir; o olgudan hareketle sövmek değildir.

İsnat resmî makama taşınırsa: iftira

Suç oluşturan bir fiil isnadında isnadın nereye yöneltildiği suç tipini değiştirir. İsnat yetkili makamlara ihbar veya şikâyet yoluyla ya da basın ve yayın yoluyla dile getirilmişse ve kişi o fiili işlemediğini biliyorsa, artık hakaret değil iftira gündeme gelir:

“Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” (TCK m.267/1)

İki suçun cezası ve takip rejimi farklıdır; aynı sözün hangi kanala taşındığı belirleyicidir. Unsurlar, etkin pişmanlık kademeleri ve zamanaşımının özel başlangıcı için iftira suçu ve cezası (TCK m.267) yazımıza bakabilirsiniz.

İddia ve savunma dokunulmazlığı

Dava dilekçesinde, şikâyet dilekçesinde ya da bir idari başvuruda kullanılan sert ifadeler için m.128 bir koruma getirir: yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı ya da sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili somut isnatlarda veya olumsuz değerlendirmelerde bulunulması hâlinde ceza verilmez.

Koruma koşulsuz değildir; üç şart birlikte aranır: ifadenin başvuru, iddia veya savunma kapsamında olması, gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması. Dilekçe içinde sövmek ya da dosyayla ilgisi olmayan kişisel saldırıda bulunmak bu kapsamda değildir.

Karşılıklı hakaret ve haksız fiile tepki

m.129, uygulamada en çok karıştırılan maddedir; birbirinden farklı sonuçlar doğuran üç ayrı fıkra içerir.

  • Fıkra 1 — haksız bir fiile tepki. Verilecek ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir. Bu bir takdir yetkisidir, sonuç kendiliğinden doğmaz.
  • Fıkra 2 — kasten yaralama suçuna tepki. Burada takdir yoktur: kişiye ceza verilmez. Tetikleyici fiil de genel bir haksız fiil değil, özellikle kasten yaralama suçudur. Bu suçun unsurları ve hangi yaralamanın basit sayıldığı için kasten yaralama cezası yazımıza bakabilirsiniz.
  • Fıkra 3 — karşılıklı hakaret. Olayın mahiyetine göre taraflardan her ikisi veya biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir.

Üçüncü fıkradaki “her ikisi veya biri” ifadesi önemlidir: karşılıklı hakarette indirimin iki tarafa da uygulanması zorunlu değildir.

Ölünün hatırasına hakaret

m.130 iki ayrı fiili, iki ayrı ceza rejimiyle düzenler.

  • Birinci fıkra. Bir kimsenin öldükten sonra hatırasına en az üç kişiyle ihtilat ederek hakaret eden kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır; hakaretin alenen işlenmesi hâlinde ceza altıda biri oranında artırılır. İhtilat şartı burada her hâlde aranır — gıyap/huzur ayrımı yoktur.
  • İkinci fıkra. Bir ölünün kısmen veya tamamen ceset veya kemiklerini almak ya da bunlar hakkında tahkir edici fiillerde bulunmak, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası gerektirir. Burada adlî para cezası seçeneği yoktur ve ihtilat şartı aranmaz.

Şikâyet hakkı kime aittir?

m.131/1 kuralı ve tek istisnasını birlikte koyar: “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır.” İstisna m.125/3-(a) ile birebir örtüşür. Aynı fıkranın (b) ve (c) bentleri istisna değildir; onlar da şikâyete bağlıdır.

İkinci fıkra, mağdurun şikâyet edemediği hâlleri düzenler. Mağdur şikâyet etmeden önce ölürse veya suç ölmüş bir kişinin hatırasına karşı işlenmişse, ölenin ikinci dereceye kadar üstsoy ve altsoyu, eşi veya kardeşleri şikâyette bulunabilir.

Süre uyarısı. Hakarette iki katmanlı bir takvim vardır: öğrenmeden itibaren işleyen genel şikâyet süresinin yanında, hakarete özgü olarak fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyen mutlak bir üst sınır da bulunur. İkincisi dolmuşsa faili sonradan öğrenmiş olmak şikâyet hakkı vermez. Sürelerin tam hesabı, uzlaştırma ve ön ödeme rejimi bu yazının konusu dışındadır; hepsi için hakaret suçunda şikâyet, uzlaştırma ve ön ödeme yazımıza bakınız. Kısaca: TCK m.125 kapsamındaki hakaret uzlaştırma kapsamı dışındadır ve kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret hariç ön ödeme kapsamındadır.

Adlî para cezası nasıl hesaplanır?

Bu sorunun tek bir rakamla cevabı yoktur; kanun bir hesap yöntemi verir. Adlî para cezası, gün sayısı ile bir günün karşılığının çarpımıdır (TCK m.52/1).

  1. Gün sayısının alt sınırı. Adlî para cezası m.125/1’de hapsin yanında seçimlik ceza olarak öngörülmüştür. TCK m.61/9’a göre böyle hâllerde gün biriminin alt sınırı, suç tanımındaki hapsin alt sınırından az olamaz. Temel hâlde hapsin alt sınırı üç aydır ve m.61/6 bir ayı otuz gün saydığından alt sınır 90 gündür. Bu rakam yalnızca m.125/1 içindir: m.125/3’teki nitelikli hâllerde suç tanımındaki alt sınır bir yıla çıktığı için gün biriminin alt sınırı da aynı kural gereği bir yılın karşılığına yükselir.
  2. Gün sayısının üst sınırı. Burada iki hüküm birlikte işler. TCK m.61/9’un ikinci yarısı, gün biriminin “üst sınırı da, hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz” der; hakarette hapsin üst sınırı iki yıldır. TCK m.52/1 ise sayısal bir tavan koyar: adlî para cezası “kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla” olamaz. m.125’te aksine bir hüküm bulunmadığından bağlayıcı tavan 730 gündür.
  3. Bir günün karşılığı. TCK m.52/2 uyarınca bir gün karşılığı miktar en az 100, en fazla 500 Türk Lirası olmak üzere kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak hâkim tarafından takdir edilir.

Bu üç adım birleştiğinde temel hâl için çerçeve 90 × 100 = 9.000 TL ile 730 × 500 = 365.000 TL arasındadır. Bu bir tahmin değil, maddelerin doğrudan sonucudur — ancak hükmedilecek cezanın aralığı değildir. TCK m.61/8’e göre cezanın belirlenmesine ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler gün üzerinden yapılır; sonuç bu çerçevenin her iki yönünde de dışına çıkabilir. Aşağı yönde m.62 takdiri indirim ile m.129’daki indirim ve cezasızlık hâlleri, yukarı yönde m.125/4 alenilik artırımı ve zincirleme suç hükümleri devreye girer.

Artırım nasıl işler? m.125/4 takdirî değil zorunlu bir artırımdır (“artırılır”) ve m.61/8 gereği gün üzerinden uygulanır — TL tutarı üzerinden değil. Temel cezanın 90 gün belirlendiği bir olayda alenilik artırımı 90 × 7/6 = 105 güne çıkarır. Bu bir alt sınır değildir: aynı olayda m.62 ya da m.129 indirimi uygulanırsa gün sayısı yeniden aşağı iner.

Suç tarihi belirleyicidir. 100 – 500 TL aralığı 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunla getirilmiş ve 1/6/2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir; önceki aralık 20 – 100 TL idi. TCK m.7/2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulandığından, 1/6/2024’ten önce işlenen bir hakaret bakımından günlük miktar eski aralığa göre belirlenir. İnternette dolaşan hesapların bir kısmı hâlâ eski rakamı güncel diye sunmaktadır.

Para cezası kime ödenir, ödenmezse ne olur?

Adlî para cezası mağdura değil Devlet Hazinesine ödenir; m.52/1 cezayı hesaplanan meblağın “hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesi” olarak tanımlar. Mağdurun uğradığı zararın karşılanması bu cezanın konusu değildir.

m.52/4 ödeme kolaylıkları getirir: hâkim, hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi cezanın taksitle ödenmesine de karar verebilir; taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Aynı fıkra sonucu da yazar: taksitlerden biri zamanında ödenmezse geri kalanın tamamı tahsil edilir ve ödenmeyen adlî para cezası hapse çevrilir.

Hapse hükmedilirse ne olur?

Seçimlik cezalı suçlara özgü bir kural burada devreye girer. TCK m.50/2: “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez.”

Kapanan yol yalnızca budur. m.50/2 sadece m.50/1’in (a) bendini — adlî para cezasına çevirmeyi — kapatır. Hükmolunan hapis bir yıl veya daha az ise bu ceza m.49/2 uyarınca kısa süreli hapis cezasıdır ve m.50/1’in (b) ilâ (f) bentlerindeki diğer seçenek yaptırımlar — zararın tamamen giderilmesi, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma, gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılma gibi — açık kalmayı sürdürür. Bunların yanında erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması da gündeme gelebilir; ikincisinin şartları için HAGB nedir, şartları nelerdir yazımıza bakabilirsiniz.

Ceza davası ile tazminat davası aynı şey değildir

“Hakaret davası kaç para?” sorusunun iki ayrı cevabı vardır ve yukarıdaki rakamlar yalnızca birincisine aittir. Adlî para cezası bir yaptırımdır ve Hazineye ödenir. Mağdurun kendisine ödenmesini istediği tutar ise ayrı bir hukuk davasının konusudur: Türk Borçlar Kanunu m.58’e göre “Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.” Aynı madde hâkime, tazminat yerine veya yanında başka bir giderim biçimi kararlaştırma — özellikle saldırıyı kınayan bir karar verme ve bunun yayımlanmasına hükmetme — imkânı da tanır.

Görevli ve yetkili mahkeme

Görev hangi tür mahkemenin, yetki ise hangi yerdeki mahkemenin bakacağını gösterir; ikisi ayrı sorulardır.

Görev. Hakaret davalarına asliye ceza mahkemesi bakar. 5235 sayılı Kanunun 12. maddesi ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçları tek tek sayar; hakaret bu listede yoktur ve listedeki genel ölçüt de “on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlar”dır. Aynı Kanunun 11. maddesi, kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılacağını söyler. m.14 uyarınca görev belirlenirken ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmez; kanundaki üst sınır esas alınır. m.12’nin son cümlesi ayrıca çocuklara özgü kovuşturma hükümlerini saklı tutar.

Yetki. Kural CMK m.12/1‘dedir: “Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.” Ancak kanun hakaret bakımından bu kuralı özellikle genişletir:

  • CMK m.12/4: soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa o yer mahkemesi de yetkilidir.
  • CMK m.12/5: görsel veya işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.

Cumhurbaşkanına hakaret ayrı bir suçtur

Bu fiil m.125’e değil TCK m.299‘a tabidir ve rejimi farklıdır: ceza bir yıldan dört yıla kadar hapistir, alenen işlenmesi hâlinde altıda bir oranında artırılır ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Dolayısıyla m.125 bakımından geçerli olan şikâyet kuralı bu suç için işlemez.

Sıkça sorulan sorular

Hakaret suçu şikâyete tabi midir?

Kural olarak evet. TCK m.131/1’e göre hakaretin soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır. Tek istisna, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hakarettir; bu hâlde suç re’sen soruşturulur.

Hakarette adlî para cezası kaç TL olur?

Sabit bir tutar yoktur. Ceza, gün sayısı ile bir günün karşılığının çarpımıdır. Temel hâlde gün aralığı 90 – 730’dur; her iki sınır da TCK m.61/9 uyarınca suç tanımındaki hapis cezasının alt ve üst sınırlarından türer ve üst uçta TCK m.52/1’deki yediyüzotuz günlük tavanla örtüşür. Bir günün karşılığı ise 100 – 500 TL’dir (m.52/2, 1/6/2024’ten itibaren). Temel hâl çerçevesi bu nedenle 9.000 TL ile 365.000 TL arasındadır; m.61/8 uyarınca artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldığından sonuç bu çerçevenin dışına çıkabilir ve günlük miktar hâkimin takdirindedir.

Hangi kelimeler hakaret sayılır?

Kanun kelime listesi vermez. TCK m.125/1 ölçütü, sözün kişinin onur, şeref ve saygınlığını “rencide edebilecek nitelikte” olmasıdır; isnat kolunda ayrıca somut bir fiil veya olgu bulunması aranır. Aynı söz bağlama göre farklı değerlendirilebileceğinden sonuç somut olaya bağlıdır.

Gıyapta hakarette kaç kişi gerekir?

TCK m.125/1’in son cümlesi, mağdurun gıyabında işlenen hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesini arar. Söz doğrudan mağdura yöneltilen bir iletiyle iletilmişse m.125/2 uygulanır ve bu şart aranmaz.

Karşılıklı hakarette ceza verilmez mi?

TCK m.129/3 hâkime takdir yetkisi tanır: olayın mahiyetine göre taraflardan her ikisi veya yalnızca biri hakkında ceza üçte birine kadar indirilebilir ya da ceza vermekten vazgeçilebilir. Hakaret bir kasten yaralama suçuna tepki olarak işlenmişse m.129/2 uygulanır ve ceza verilmez.

Hakaret ederken isim vermemek suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır. TCK m.126, isim açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, sözün mağdurun şahsına yönelik olduğunda duraksanmayacak bir durum varsa ismin belirtilmiş ve hakaretin açıklanmış sayılacağını düzenler.

Söylediğim doğruysa yine ceza alır mıyım?

İsnadın ispatı yalnızca isnat edilen fiil suç oluşturuyorsa gündeme gelir (TCK m.127/1) ve kesinleşmiş mahkûmiyet dışındaki hâllerde kamu yararı veya şikâyetçinin rızası aranır. Ayrıca m.127/2 uyarınca ispat edilmiş bir fiilden söz edilerek hakaret edilmesi hâlinde cezaya hükmedilir.

Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Güncel ve size özel hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.