Adi Ortaklık (Adi Şirket) Nedir? Kuruluşu, Ortakların Sorumluluğu ve Sona Ermesi

Kurucu Ortak Avukat··9 dk okuma

Adi ortaklık (adi şirket), iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK m.620/1). Kanunla düzenlenmiş ortaklıkların, örneğin ticaret şirketlerinin, ayırt edici niteliklerini taşımayan bir ortaklık da adi ortaklık sayılır (m.620/2). Türk Ticaret Kanunu aynı kuruma “adi şirket” der (TTK m.126/1); bu nedenle adi ortaklık ile adi şirket aynı hukuki ilişkiyi anlatır.

Aşağıda adi ortaklığın unsurlarını, nasıl kurulduğunu, ticaret şirketlerinden farkını, ortakların hak ve sorumluluklarını, ortaklıktan ayrılmayı, sona ermeyi ve tasfiyeyi kanun hükümleri üzerinden ele alıyoruz.

Adi ortaklık nedir? Unsurları (TBK m.620–621)

  • En az iki kişi: Adi ortaklık iki ya da daha fazla kişi arasında kurulur (m.620/1).
  • Katılım payı: Her ortak para, alacak veya başka bir mal ya da emek olarak ortaklığa bir katılım payı koymakla yükümlüdür (m.621/1). Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım payları ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmalıdır (m.621/2).
  • Sözleşme: Ortaklık, ortaklar arasındaki bir sözleşmeyle doğar (m.620/1).

Adi ortaklık nasıl kurulur? Şekil şartı var mı?

Adi ortaklık, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle kurulur (TBK m.620/1). Türk Borçlar Kanunu bu sözleşme için noter onayı dâhil özel bir şekil öngörmez; kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliği hiçbir şekle bağlı değildir (TBK m.12/1). Adi ortaklık hükümlerinde tescil veya ticaret unvanı şartı da bulunmadığından ortaklık, ticaret siciline tescil edilmeden ve unvan alınmadan kurulabilir. Ancak bir ticari işletme açmış gibi adi bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kişi, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur (TTK m.12/3).

Bununla birlikte katılım payı olarak bir taşınmazın mülkiyeti konulacaksa, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliğinin resmî şekle bağlı olduğu dikkate alınmalıdır (TMK m.706/1). Kamu ihalesinin bir iş ortaklığı üzerinde kalması hâlinde de sözleşme imzalanmadan önce noter tasdikli iş ortaklığı sözleşmesinin verilmesi gerekir (4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m.14).

TBK’nın pek çok kuralı ancak sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa uygulanır: kazanç ve zarar paylaşımı, kararların oybirliğiyle alınması ve yönetimin bütün ortaklara ait olması bunlardandır (m.623/1, 624/1–2, 625/1). Bu konuların ve bir ortak ayrıldığında ortaklığın devam edip etmeyeceğinin yazılı olarak kararlaştırılması ispat bakımından da önem taşır: sözleşmenin geçerliliği şekle bağlı olmasa da her yıl güncellenen parasal sınırı aşan hukuki işlemler kural olarak senetle ispat edilir (HMK m.200/1, ek m.1).

Adi ortaklık tüzel kişi midir? Ticaret şirketlerinden farkı

Adi ortaklık tüzel kişi değildir. Türk Borçlar Kanunu’nun adi ortaklık hükümleri ortaklığa tüzel kişilik tanımaz; ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar elbirliği hâlinde bütün ortaklara ait olur (TBK m.638/1). Ticaret şirketleri ise tüzel kişiliğe sahiptir (TTK m.125/1) ve kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir (TTK m.124/1); adi ortaklık bu sayımda yer almaz.

Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları yoktur; her birinin hakkı ortaklığa giren malların tamamına yaygındır (TMK m.701/2). Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz (TMK m.702/3). Paylı mülkiyette ise her paydaş kural olarak malın paylaşılmasını isteyebilir (TMK m.698/1); bu amaçla açılan ortaklığın giderilmesi davası adi ortaklıktan ayrı bir kurumdur. Ortaklık sürerken bu dava yoluyla paylaşma istenemez; ortaklık sona erince tasfiye kuralları uygulanır (TBK m.642–644).

Tüzel kişiliğin bulunmaması usul hukukunda da sonuç doğurur: taraf ehliyeti medenî haklardan yararlanma ehliyetine bağlıdır (HMK m.50); bir hakkın birlikte kullanılması veya birden fazla kişiye karşı ileri sürülmesi gereken hâllerde mecburi dava arkadaşlığı vardır (HMK m.59–60). Bu hükümlerden, elbirliği hâlindeki haklara ilişkin davalarda kural olarak bütün ortakların yer alması gerektiği sonucu çıkarılabilir; TMK m.702/4 her ortağa topluluk haklarını koruma imkânı tanısa da kapsamını saymaz. Ortaklık borcundaysa alacaklı, aksi kararlaştırılmamışsa, ortaklardan birine de başvurabilir (TBK m.638/3, 163/1).

Adi ortaklıktaki müteselsil sorumluluktan (TBK m.638/3) farklı olarak limited şirkette ortaklar şirket borçlarından sorumlu değildir; yalnız taahhüt ettikleri esas sermaye paylarını ödemekle ve şirket sözleşmesindeki ek ödeme ve yan edim yükümlülüklerini yerine getirmekle yükümlüdür (TTK m.573/2). Bu kuralın kamu borçlarındaki istisnalarını limited şirket ortaklarının şahsi sorumluluğu yazımızda ele aldık; şirket türlerine ilişkin diğer konular için ticaret ve şirketler hukuku sayfamıza bakabilirsiniz.

Ortakların hakları ve yükümlülükleri (TBK m.622–632)

  • Kazanç ve zarar: Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir (m.623/1). Zarara katılmaksızın kazanca katılma anlaşması, ancak salt emeğini koymuş ortak için geçerlidir (m.623/3).
  • Kararlar: Ortaklığın kararları oybirliğiyle alınır; sözleşmede oy çokluğu öngörülmüşse çoğunluk ortak sayısına göre belirlenir (m.624/1–2).
  • Yönetim: Yönetim belirli ortaklara veya üçüncü bir kişiye bırakılmamışsa bütün ortaklar yönetme hakkına sahiptir. Yönetici ortaklardan her biri tek başına işlem yapabilir; ancak yönetmeye yetkili her ortak, işlem tamamlanmadan itiraz ederek onu engelleyebilir (m.625/1–2). Genel yetkili temsilci atanması ve olağan dışı işler için oybirliği gerekir; gecikmesinde sakınca olan hâllerde ise yönetici ortaklardan her biri yetkilidir (m.625/3).
  • Rekabet yasağı ve özen borcu: Ortaklar kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak ortaklığın amacını engelleyici veya zarar verici işler yapamaz (m.626); ortaklık işlerinde kendi işlerinde gösterdikleri özeni göstermek ve kusurlarıyla verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür (m.628/1–2).
  • Hesap ve bilgi alma: Yönetici ortaklar yılda en az bir defa hesap vermek ve kazanç paylarını ödemekle yükümlüdür (m.630/3). Yönetim yetkisi olmayan ortak da bilgi alma, defter ve kayıtları inceleme ve örnek alma hakkına sahiptir; aksine sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür (m.631/1–2).
  • Yeni ortak: Ortaklığa yeni ortak alınması bütün ortakların rızasına bağlıdır; bir ortak payını tek taraflı olarak devrederse devralan kişi ortak sıfatını kazanamaz (m.632/1–2).

Adi ortaklıkta temsil yetkisi ve ortakların sorumluluğu (TBK m.637–638)

Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişiyle işlem yapan ortak, o kişiye karşı bizzat alacaklı ve borçlu olur (m.637/1). İşlem ortaklık veya bütün ortaklar adına yapılmışsa diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca bağlanır (m.637/2). Yönetim görevi verilen ortağın ortaklığı temsil yetkisi var sayılır; ancak önemli tasarruf işlemleri için yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmesi ve yetki belgesinde açıkça belirtilmesi gerekir (m.637/3).

Ortaklar, ortaklık ilişkisi çerçevesinde birlikte veya bir temsilci aracılığıyla üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur (m.638/3). Kanun bu hükümde, m.638/2’den farklı olarak ortaklık sözleşmesinden söz etmez; ortakların yalnız kendi aralarındaki bir anlaşmanın bu sorumluluğu alacaklıya karşı kaldırdığı sonucuna varılmamalıdır. Müteselsil borçlulukta alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir (TBK m.163/1); kendisine düşen paydan fazlasını ödeyen ortak ise fazlayı diğer ortaklardan payları oranında isteyebilir (TBK m.167/2).

Bir ortağın kişisel alacaklıları ise ortaklık malvarlığı bakımından, ortaklık sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa, haklarını yalnız o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir (m.638/2). Bu payın cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi, ortaklığın sona ermesine veya o ortağın ortaklıktan ayrılmasına yol açabilir (m.633, 639 b.3).

Adi ortaklıktan ayrılma: çıkma ve çıkarılma (TBK m.633–636)

Kanundaki çıkma ve çıkarılma düzeni, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm bulunmasına bağlıdır. Böyle bir hüküm varsa bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde o ortak, temsilcisi ya da mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklarca yazılı bildirimle çıkarılabilir (m.633). Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa kısıtlanma, iflas ve payın paraya çevrilmesi ortaklığı sona erdirir (m.639 b.3); ölüm ve fesih bildirimi için ise m.639’un 2 ve 6 numaralı bentlerindeki koşullar aranır.

Çıkan veya çıkarılan ortağın payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer. Diğer ortaklar, ayrılan ortağa kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermek, onu ortaklığın muaccel (vadesi gelmiş) borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan kurtarmak ve ortak sıfatının sona erdiği tarihteki tasfiye payını ödemekle yükümlüdür. Tasfiye payı mali işlerde uzman bir kişiye hesaplattırılır; taraflar bu kişi üzerinde anlaşamazsa onu hâkim atar (m.634/1–3). Ortaklığın malvarlığı borçlarını karşılamaya yetmezse ayrılan ortak payına düşen borç tutarını diğer ortaklara öder (m.635); ortak olduğu dönemde henüz sonuçlanmamış işlerin kâr ve zararına da katılır (m.636/1).

Adi ortaklık nasıl sona erer? (TBK m.639–641)

Adi ortaklık şu durumlarda sona erer (m.639):

  • Ortaklık amacının gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi,
  • Sözleşmede mirasçılarla sürdürme hükmü yoksa ortaklardan birinin ölmesi,
  • Sözleşmede devam hükmü yoksa bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi,
  • Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesi,
  • Kararlaştırılan sürenin bitmesi,
  • Fesih hakkı saklı tutulmuşsa ya da ortaklık belirsiz süreli veya bir ortağın ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunması,
  • Haklı sebeplerin bulunması hâlinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkemenin ortaklığın sona ermesine karar vermesi.

Belirsiz süreli veya bir ortağın ömrü boyunca kurulmuş ortaklıkta her ortak altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir. Bildirim dürüstlük kurallarına aykırı olarak ve özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılamaz ve yalnızca hesap yılı sonunda hüküm ifade eder (m.640/1–2). Süresi biten ortaklık ortakların örtülü iradesiyle sürdürülürse belirsiz süreli ortaklığa dönüşür (m.640/3).

Tasfiye ve ortaklık mallarının paylaşılması (TBK m.642–645)

Ortaklık sona erince tasfiye, yönetici olmayanlar da dâhil bütün ortakların elbirliğiyle yapılır. Ortaklar bir tasfiye görevlisi atayabilir; anlaşamazlarsa her ortak, görevlinin hâkim tarafından atanmasını isteyebilir (m.644/1–2). Önce ortaklığın borçları ödenir, ortakların avansları, giderleri ve katılım payları geri verilir; bundan sonra artan kazanç ortaklar arasında paylaşılır (m.643/1). Buna karşılık kalan varlık katılım paylarının geri verilmesine yetmezse zarar paylaşılır (m.643/2).

Katılım payı olarak bir şeyin mülkiyetini koyan ortak, tasfiyede o şeyi olduğu gibi geri alamaz; ona biçilen değeri, değer biçilmemişse katılım payı olarak konulduğu zamandaki değerini isteyebilir (m.642/1–2). Tasfiye usulüne veya ortaklara dağıtılacak paylara ilişkin uyuşmazlıkları, ilgililerin istemi üzerine hâkim çözer (m.644/4). Ortaklığın sona ermesi üçüncü kişilere karşı yükümlülükleri değiştirmez (m.645).

Sıkça sorulan sorular

Adi ortaklık kaç kişi ile kurulur?

Adi ortaklık en az iki kişiyle kurulur (TBK m.620/1); kanunda bir üst sınır öngörülmemiştir.

Adi şirket ticaret şirketi midir?

Hayır, adi şirket ticaret şirketi değildir; ticaret şirketleri kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir (TTK m.124/1).

Adi şirket örnekleri nelerdir?

Türk Borçlar Kanunu adi ortaklık için örnek saymaz, bir ölçüt koyar: kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan bir ortaklık adi ortaklık sayılır (TBK m.620/2). Türk Ticaret Kanunu’nda ise bir örnek vardır: sözleşmesi kanuni şekilde yapılmamış veya zorunlu kayıtları eksik yahut geçersiz olan kollektif şirket adi şirket hükmündedir ve ona TBK’nın adi ortaklık hükümleri uygulanır (TTK m.214/1). Tescil yapılmadan şirket adına işlere başlanmışsa ortaklar giriştikleri işlerden dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur (TTK m.216/1).

Adi şirket şahıs şirketi midir?

Türk Ticaret Kanunu yalnız kollektif ve komandit şirketi şahıs şirketi sayar; adi şirket bu sınıflandırmada yer almaz (TTK m.124/2). Bununla birlikte adi ortaklıkta da ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur (TBK m.638/3). Tek kişinin yürüttüğü işletme ise adi ortaklık olamaz, çünkü adi ortaklık en az iki kişiyle kurulur (TBK m.620/1).

Adi ortaklıktan nasıl ayrılınır?

Ayrılmak isteyen ortak, fesih hakkı saklı tutulmuşsa ya da ortaklık belirsiz süreli veya bir ortağın ömrü boyunca kurulmuşsa fesih bildiriminde bulunabilir; son iki durumda bildirim altı ay önceden yapılır ve yalnızca hesap yılı sonunda hüküm ifade eder (TBK m.639 b.6, 640/1–2). Sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceği kararlaştırılmışsa ortak ortaklıktan çıkar ve kendisine tasfiye payı ödenir (m.633–634); böyle bir hüküm yoksa bildirim ortaklığı sona erdirir. Haklı sebep varsa her zaman mahkemeden fesih istenebilir (m.639 b.7).

Ortaklardan biri ölürse adi ortaklık ne olur?

Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla veya diğer ortaklarla sürdürüleceğine dair bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesi adi ortaklığı sona erdirir ve ortaklık tasfiye edilir (TBK m.639 b.2, 644); mirasçı ölümü hemen diğer ortaklara bildirmekle yükümlüdür (m.641/2). Buna karşılık ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceği kararlaştırılmışsa mirasçı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklarca yazılı bildirimle çıkarılabilir; bu durumda mirasçıya tasfiye payı ödenir (m.633–634).

Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Güncel ve size özel hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.