Ceza Soruşturması Süreci: Şikâyetten Karara Kadar Aşamalar

Kurucu Ortak Avukat··14 dk okuma

Güncel CMK hükümleriyle aşamalar, süreler ve şüphelinin hakları — Ağustos 2026 itibarıyla

Ceza soruşturması süreci, bir suç şüphesinin öğrenilmesiyle başlayan ve kamu davası açılıp açılmayacağının belirlenmesiyle sona eren aşamadır. Süreç 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre yürütülür.

Uygulamada en çok hak kaybı yaşanan nokta, sürecin kendisi değil süreleridir. Bu sürelerin bir kısmı 2024 yılında değiştirilmiş; ancak konuya ilişkin birçok kaynak hâlâ eski süreleri vermektedir.

Bu yazıda şikâyetten karara kadar tüm aşamaları, şüphelinin haklarını, gözaltı ve tutuklama kurallarını, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazı ve kanun yollarını güncel hükümlerle ele alıyoruz.

Kısa cevap: Ceza soruşturması, şikâyet veya ihbarla başlar; Cumhuriyet savcısı delilleri toplar ve sonunda ya iddianame düzenleyerek kamu davası açar ya da kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karara karşı, tebliğden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.

Dikkat: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi 2024 yılında “on beş gün”den iki haftaya çevrilmiştir. İstinaf ve temyiz süreleri de değişmiş, üstelik sürenin başlangıcı gerekçeli hükmün tebliğine bağlanmıştır. Eski süreleri veren kaynaklara güvenmeyiniz.

Ceza Soruşturması Nasıl Başlar?

Soruşturma, savcılığın bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenmesiyle kendiliğinden başlar. Uygulamada bu bilgi çoğunlukla şikâyet veya ihbar yoluyla ulaşır.

Şikâyet ve İhbar Nereye Yapılır?

CMK m.158 uyarınca suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Valilik, kaymakamlık ya da mahkemeye yapılan ihbar ve şikâyet ilgili Başsavcılığa gönderilir.

Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlarda Türkiye’nin elçilik ve konsolosluklarına da başvurulabilir. Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia edilen suçlarda ise ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan başvuru gecikmeksizin Başsavcılığa gönderilir. İrtikap, rüşvet ve zimmet gibi 3628 sayılı Kanunun 17. maddesinde sayılan suçlara ilişkin ihbarlar doğrudan Cumhuriyet Başsavcılıklarına yapılır (m.18); bu suçlarda memurlar ve diğer kamu görevlileri için 4483 sayılı Kanunda öngörülen soruşturma izni de kural olarak aranmaz (3628 sayılı Kanun m.17).

İhbar veya şikâyet yazılı olarak ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir. Karşılıksız çekte şikâyetin nereye ve hangi sürede yapılacağını ise karşılıksız çek cezası ve şikâyet süresi yazımızda ayrıca ele aldık.

Şikâyet Süresi Ne Kadardır?

Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda, yetkili kişi altı ay içinde şikâyette bulunmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz (TCK m.73/1). Bu süre, dava zamanaşımını geçmemek koşuluyla, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Şikâyet hakkı olan birkaç kişiden biri altı aylık süreyi kaçırırsa diğerlerinin hakkı düşmez. Bazı suçlarda ise bu genel kurala ek özel sınırlar getirilmiştir; örneğin hakaret suçunda şikâyet süresi fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. Bu üst sınır, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hâlihazırda soruşturma veya kovuşturma evresine geçilmiş dosyalar bakımından uygulanmaz. Bu konuyu ele aldığımız yazımız: Hakaret ve Tehdit Suçlarında Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme.

Soruşturma Yapılmasına Yer Olmadığı Kararı

Çoğu rehberin atladığı bir ara karar türü vardır. CMK m.158/6 uyarınca, ihbar veya şikâyet konusu fiilin açıkça suç oluşturmaması ya da soyut ve genel nitelikte olması hâlinde soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir ve durum şikâyetçiye bildirilir.

Bu kararın önemli bir sonucu vardır: hakkında ihbarda bulunulan kişiye şüpheli sıfatı verilmez. Karara karşı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz usulüyle başvurulabilir.

Soruşturmadaki Sıfatlar: Şüpheli, Sanık, Mağdur

Ceza muhakemesinde kişilerin sıfatı, hangi haklara sahip olduklarını belirler. Bu sıfatlar birbirinin yerine kullanılmaz.

  • Şüpheli: soruşturma evresinde suç işlediği şüphesi altında bulunan kişidir.
  • Sanık: kovuşturmanın başlamasından hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişidir. Yani iddianamenin kabulüyle şüpheli sıfatı sanığa dönüşür.
  • Mağdur: suçtan doğrudan zarar gören kişidir.
  • Şikâyetçi (müşteki): şikâyette bulunan kişidir; her zaman mağdurla aynı kişi olmayabilir.
  • Katılan: kovuşturma evresinde davaya katılma talebi kabul edilen suçtan zarar görendir.

Bu ayrım pratik sonuçlar doğurur. Örneğin davaya katılma talebinde bulunmayan mağdur, hükme karşı kanun yoluna başvurma imkânı bakımından sınırlı kalabilir. Bu nedenle kovuşturma aşamasında katılma talebinin süresinde ileri sürülmesi önem taşır.

Ayrıca soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilen hâllerde kişiye şüpheli sıfatı verilemez; bu işlem ve kararlar, yalnızca Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemenin görebileceği özel bir sisteme kaydedilir (CMK m.158/6).

Şüphelinin Hakları ve İfade Alma

İfade ile Sorgu Arasındaki Fark

İki kavram sık karıştırılır. İfade alma, şüphelinin kolluk görevlileri veya Cumhuriyet savcısı tarafından dinlenmesidir. Sorgu ise şüpheli veya sanığın hâkim ya da mahkeme tarafından dinlenmesidir. Ayrım, ifadenin hangi makam önünde verildiğine ve hukuki değerine ilişkindir.

Müdafi Hakkı ve Susma Hakkı

CMK m.147 uyarınca ifade alma ve sorguda şüpheliye kimliği sorulur, kendisine yüklenen suç anlatılır ve müdafi seçme hakkı bulunduğu, müdafiin hukuki yardımından yararlanabileceği, müdafiin ifade veya sorguda hazır bulunabileceği hatırlatılır.

Ayrıca şüpheliye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama hakkı olduğu bildirilir. Susma hakkının kullanılması aleyhe yorumlanamaz. Şüpheliye şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği de hatırlatılır.

Müdafi Olmadan Alınan İfadenin Değeri

Uygulamada en kritik hükümlerden biri budur. CMK m.148/4 uyarınca, müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Buna ek olarak CMK m.148/5 uyarınca, şüphelinin aynı olayla ilgili yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı doğduğunda bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir; kolluk yeniden ifade alamaz.

İlgili mevzuat: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — Resmî metin (mevzuat.gov.tr)

Müşteki ve Mağdurun Hakları

Soruşturma yalnızca şüpheli bakımından haklar doğurmaz. Suçtan zarar gören kişi de soruşturmanın tarafıdır ve vekil aracılığıyla temsil edilebilir. Mağdurun delil toplanmasını isteme, beyanda bulunma ve kararlara karşı kanun yoluna başvurma hakları vardır.

Uygulamada mağdur tarafı en çok zorlayan nokta, şikâyet dilekçesinin içeriğidir. Dilekçede yalnızca olayın anlatılması yeterli olmayıp, toplanmasını istediği delillerin ve başvurulmasını talep ettiği tedbirlerin açıkça belirtilmesi soruşturmanın seyrini etkileyebilmektedir.

Soruşturmanın Gizliliği ve Dosya İnceleme

CMK m.157 uyarınca soruşturma evresindeki usul işlemleri kural olarak gizlidir. Bu gizlilik, hem masumiyet karinesini hem de delillerin korunmasını amaçlar.

Bununla birlikte gizlilik, müdafiin dosyayı incelemesini tümüyle engellemez. Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belgelerden örnek alabilir. CMK m.153 uyarınca bu kısıtlama; yalnızca kanunda sayılan katalog suçlarda, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek hâllerde ve Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim kararıyla uygulanabilir.

Kısıtlama kararı verilmiş olsa dahi, yakalanan kişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkin tutanaklar bakımından bu kısıtlama uygulanmaz. Savunmanın asgari bilgiye erişimi bu şekilde korunur.

Adli Kontrol: Tutuklamaya Alternatif Tedbirler

Tutuklama son çare niteliğindedir. Tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde dahi, şüphelinin adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.

Adli kontrol kapsamında uygulanabilecek yükümlülükler arasında yurt dışına çıkış yasağı, belirlenen yerlere başvurma, konutu terk etmeme, belirli faaliyetleri yapmama ve güvence gösterme gibi tedbirler bulunur. Elektronik izleme de bu kapsamda uygulanabilmektedir.

Tutuklama kararında adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gösterilmesi zorunludur. Bu nedenle savunma açısından, adli kontrolün somut olayda yeterli olacağını ortaya koymak etkili bir taleptir.

Uzlaştırma: Soruşturmayı Sonlandıran Yol

Bazı suçlarda soruşturma, uzlaştırma yoluyla kamu davası açılmadan sona erebilir. Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda, kamu davası açılması için yeterli şüphe varsa dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir (CMK m.253/4); uzlaşma sağlanır ve şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığına; edimin yerine getirilmesi ileri tarihe bırakılır, taksite bağlanır veya süreklilik arz ederse kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir (CMK m.253/19).

Uzlaştırmanın kapsamı kanunda tek tek sayılmıştır ve bu liste zaman içinde değişmektedir. Örneğin hakaret suçu 2024 ve 2025 yıllarında yapılan değişikliklerle uzlaştırma kapsamından çıkarılmış (CMK m.253/3), buna karşılık kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hâli hariç ön ödeme kapsamına alınmıştır (TCK m.75/6-a-2). 7571 sayılı Kanunla güveni kötüye kullanma suçunun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olduğu hâl (TCK m.155/3) de, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamında sayılan suçlar listesinden çıkarılmıştır (CMK m.253/1-b-7). Hırsızlığın temel hâli (TCK m.141) ise şikâyete bağlı olmadığı hâlde bu listede sayılır (CMK m.253/1-b-6). Uzlaştırma ile ön ödeme arasındaki farkları ve güncel kapsamı ele aldığımız yazımız: Hakaret ve Tehdit Suçlarında Şikâyet, Uzlaştırma ve Ön Ödeme.

Uzlaşma sağlanırsa, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış dava varsa bu davadan feragat edilmiş sayılır (CMK m.253/19). Şüpheli edimini yerine getirmezse uzlaşma raporu veya belgesi, İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam niteliğindeki belgelerden sayılır.

Yakalama, Gözaltı ve Tutuklama

Gözaltı Süresi

CMK m.91 uyarınca gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre ise on iki saatten fazla olamaz.

Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.

Kanunda ayrıca, suçüstü hâliyle sınırlı olmak ve maddede sayılan suçlar bakımından geçerli olmak üzere kolluk amirinin yazılı emriyle gözaltına alma imkânı da düzenlenmiştir. Bu, olağan gözaltı rejiminden ayrı bir düzenlemedir.

Tutuklama Şartları

Tutuklama için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması tek başına yeterli değildir. Ayrıca bir tutuklama nedeni bulunmalıdır: şüphelinin kaçması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular ya da delilleri karartma ihtimali.

Tutuklama tedbiri ayrıca ölçülü olmalıdır. Tutuklama kararında, adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını gösteren hukuki ve fiili nedenlere de yer verilmesi gerekir.

Tutuklama Kararı Verilemeyecek Hâller

CMK m.100/4 uyarınca, sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. Bu, uygulamada sıkça gözden kaçan bir güvencedir.

Delillerin Toplanması ve Bilirkişi İncelemesi

Cumhuriyet savcısı, soruşturma sırasında şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri birlikte toplamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, soruşturmanın yalnızca suçlamayı destekleyecek biçimde yürütülmesini engelleyen temel bir güvencedir.

Çözümü uzmanlığı gerektiren konularda bilirkişi incelemesine başvurulur. Uygulamada en sık başvurulan alanlar arasında adli tıp incelemeleri, hesap ve bilirkişi raporları ile bilişim incelemeleri bulunur.

Taraflar bakımından önemli bir imkân şudur: şüpheli ve müşteki, savcılıktan belirli delillerin toplanmasını talep edebilir. Talebin reddi hâlinde bu husus, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz dilekçesinde eksik soruşturma gerekçesi olarak ileri sürülebilir.

Elektronik Verilerde İnceleme

Bilgisayar, telefon ve diğer dijital cihazlarda yapılacak inceleme, kanunda ayrıca düzenlenmiş özel bir koruma tedbiridir. Bu tedbire kural olarak hâkim kararıyla başvurulur ve sistemdeki verilerin yedeklenmesi öngörülmüştür (CMK m.134). Anayasa Mahkemesi bu maddeyi 12 Şubat 2026 tarihli kararıyla (E.2023/128, K.2026/36) iptal etmiştir; iptal 25 Şubat 2027 tarihinde yürürlüğe girecek, madde o tarihe kadar uygulanmaya devam edecektir.

Elektronik delilin hukuka uygun elde edilmiş olması kadar, gerçekliğinin teknik olarak doğrulanabilmesi de önem taşır. Bu ölçütleri ayrıntılı ele aldığımız yazımız: Ceza Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği.

Dava Zamanaşımı: Soruşturmanın Zaman Sınırı

Soruşturma için kanunda sabit bir üst süre bulunmasa da, ceza davasının açılabilmesi dava zamanaşımı süresiyle sınırlıdır. Bu süre dolduğunda dava açılamaz; açılmışsa düşme kararı verilir.

İlgili mevzuat: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — Resmî metin (mevzuat.gov.tr)

Dava zamanaşımı süresi, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir. Seçimlik ceza öngörülen hâllerde hapis cezası esas alınır. Bu nedenle aynı fiil için nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmaması, zamanaşımı süresini de değiştirebilmektedir.

Zamanaşımı süreleri kanunda sayılan bazı işlemlerle kesilir ve kesilmeden sonra yeniden işlemeye başlar. Ayrıca soruşturma veya kovuşturmanın yapılması izin ya da karar alınmasına bağlıysa zamanaşımı durur.

Şikâyet süresi ile dava zamanaşımı birbirinden farklıdır. Şikâyete bağlı bir suçta altı aylık şikâyet süresi kaçırıldığında, dava zamanaşımı dolmamış olsa dahi soruşturma yapılamaz.

Soruşturmanın Sonuçlanması

Soruşturma evresi kural olarak iki sonuçtan biriyle biter: iddianame düzenlenerek kamu davası açılır veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir.

Kanunun öngördüğü hâllerde ise kamu davasının açılması ertelenebilir. Yukarıda uzlaştırma başlığında değinilen hâl (CMK m.253/19) dışında genel düzenleme CMK m.171’dedir: Cumhuriyet savcısı, uzlaştırma ve ön ödeme kapsamı dışındaki ve üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda, kanundaki şartlar birlikte gerçekleşmişse ve suç kanunda sayılan istisnalardan değilse, yeterli şüpheye rağmen kamu davasının açılmasını beş yıl süreyle erteleyebilir (CMK m.171/2, 3 ve 6). Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme, bulundurma veya kullanma suçunda ise kural olarak CMK m.171’deki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir (TCK m.191/2); ayrıntıları uyuşturucu kullanma suçu (TCK 191) yazımızda ele aldık.

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir (CMK m.172). Uygulamada bu karar “KYOK” veya “takipsizlik” olarak anılır.

Bu kararın ayrı bir sonucu daha olabilir: ihbar veya şikâyette bulunan kişi, isnat ettiği fiilin işlenmediğini biliyorsa bu kez kendisi bakımından iftira suçu (TCK m.267) gündeme gelir. Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, o maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki artırım ve dolaylı faillik hâllerinin ön şartıdır.

Karara İtiraz Süresi: İki Hafta

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m.173).

Bu süre 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun ile “on beş gün”den iki haftaya çevrilmiştir. İnternetteki birçok kaynak hâlâ eski süreyi vermektedir; itiraz süresinin kaçırılması hâlinde karar kesinleşir.

İddianame ve İddianamenin İadesi

Soruşturma sonunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilirse Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (CMK m.170). Mahkeme, iddianameyi kanunda sayılan eksiklikler nedeniyle on beş gün içinde iade edebilir (CMK m.174). Bu süre iki haftaya çevrilen sürelerden değildir; kanunda gün olarak düzenlenmiştir.

İtirazın Sonuçları

Sulh ceza hâkimliği itirazı yerinde görürse Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek kamu davası açar. İtirazın reddi hâlinde ise karar kesinleşir.

Kesinleşen kovuşturmaya yer olmadığı kararından sonra aynı fiilden dolayı yeniden kamu davası açılabilmesi, yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesine ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince karar verilmesine bağlıdır (CMK m.172/2). Bu nedenle itiraz aşamasında dosyadaki eksikliklerin ve toplanmasını istediğiniz delillerin somut biçimde gösterilmesi önem taşır.

Kovuşturma Evresi ve Hüküm

İddianamenin kabulüyle kovuşturma evresi başlar ve dava duruşmalı olarak görülür.

Hüküm Türleri

CMK m.223 uyarınca duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Kanun altı hüküm türü saymaktadır:

  • Beraat
  • Ceza verilmesine yer olmadığı
  • Mahkûmiyet
  • Güvenlik tedbirine hükmedilmesi
  • Davanın reddi
  • Düşme

Durma kararı bu anlamda bir hüküm değildir; ayrı bir karar türüdür. Bu ayrım kanun yolu bakımından önem taşır, çünkü hükümlere karşı başvurulacak yol ile ara kararlara karşı başvurulacak yol farklıdır.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

HAGB, yukarıdaki hüküm türlerinden biri değildir; ayrı bir kurumdur. Mahkeme hükmü kurar ancak açıklamayarak sanığı denetim süresine tabi tutar.

Bu kurum 2025 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş, ancak iptal yürürlüğe girmeden kanun koyucu 2026 yılında düzenlemeyi yeniden yazmıştır. Güncel şartları, denetim süresini ve kanun yolunu ele aldığımız yazımız: HAGB Nedir? Şartları ve Anayasa Mahkemesi Kararı Sonrası Durum.

Kanun Yolları ve Değişen Süreler

Kanun yollarında 2024 yılında yapılan değişiklik iki yönlüdür: hem süreler iki haftaya çevrilmiş (istinafta eskiden yedi gün, temyizde on beş gündü) hem de sürenin başlangıç anı değişmiştir.

İstinaf ve temyiz başvurusu, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. Eskiden süre hükmün açıklanmasından işlemeye başlıyordu; artık gerekçeli kararın tebliği esas alınmaktadır.

Kararlara karşı genel itiraz süresi de yedi günden iki haftaya çıkarılmıştır.

Soruşturma ve Kovuşturmada Süreler Tablosu

İşlemSüreBaşlangıç
Şikâyet (şikâyete bağlı suçlarda)6 ayFiili ve faili öğrenme
Gözaltı24 saat (+ en çok 12 saat yol süresi)Yakalama anı
Toplu suçlarda gözaltı uzatımıHer defasında 1 gün, toplam 3 günSavcı yazılı emri
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz2 haftaKararın tebliği
İddianamenin iadesi15 günİddianamenin verilmesi
İstinaf2 haftaGerekçeli hükmün tebliği
Temyiz2 haftaGerekçeli hükmün tebliği

Dijital Delillerin Soruşturmadaki Yeri

Soruşturma dosyalarının önemli bir bölümünde delil, mesajlaşma kayıtları ve diğer elektronik verilerdir. Bu delillerde iki ölçüt belirleyicidir: verinin hukuka uygun elde edilmiş olması ve gerçekliğinin teknik olarak doğrulanabilmesi.

Konuyu ayrıntılı ele aldığımız yazılarımız: WhatsApp Yazışmaları Mahkemede Delil Olur mu?, Ceza Davalarında WhatsApp Yazışmalarının Delil Niteliği ve Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Öneriler.

Sıkça Sorulan Sorular

Ceza soruşturması ne kadar sürer?

Kanunda soruşturma için sabit bir üst süre öngörülmemiştir. Süre; suçun niteliğine, toplanacak delillere, bilirkişi incelemesi gerekip gerekmediğine ve dosyanın yoğunluğuna göre değişir. Buna karşılık şikâyet, itiraz ve kanun yolu süreleri kesindir.

Takipsizlik kararına itiraz süresi kaç gündür?

Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu süre 2024 yılında on beş günden iki haftaya çevrilmiştir; eski süreyi veren kaynaklar güncel değildir.

Gözaltı süresi ne kadardır?

Gözaltı süresi, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Buna ek olarak en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu yol süresi eklenebilir; bu süre de on iki saati aşamaz. Toplu suçlarda savcı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün uzatma emri verebilir.

Avukat olmadan ifade vermek zorunda mıyım?

Hayır. İfade alınmadan önce müdafi seçme hakkınız hatırlatılır ve yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmama (susma) hakkınız bulunur (CMK m.147). Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

Her suçta tutuklama kararı verilebilir mi?

Hayır. Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

İstinaf süresi ne zaman başlar?

İstinaf başvurusu, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. Sürenin başlangıcı 2024 değişikliğiyle hükmün açıklanmasından gerekçeli kararın tebliğine çevrilmiştir.

Soruşturma dosyasını inceleyebilir miyim?

Müdafi, soruşturma evresinde dosya içeriğini inceleyebilir ve belgelerden örnek alabilir. Bu yetki, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürecek hâllerde hâkim kararıyla kısıtlanabilir; ancak şüphelinin ifade tutanağı ve bilirkişi raporları bakımından kısıtlama uygulanmaz.

Takipsizlik kararından sonra yeniden soruşturma açılabilir mi?

Bunun için iki koşul birlikte aranır: yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesi ve bu konuda sulh ceza hâkimliğince karar verilmesi (CMK m.172/2). Bu nedenle itiraz aşamasında eksik kalan araştırmaların somut biçimde gösterilmesi önem taşır.

Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Güncel ve size özel hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.